Aile Ve Aile Planlaması
1930′larda nüfus artışını sağlamak için anne babalara çok çocuk sahibi olmalarını öğütlemek üzere açılan kampanya, bazı eğitimcilerin tek çocuğun ortaya çıkardığı sorunlar üzerine çeşitli yazılar yazmalarına yolaçtı. Sonuç olarak tek çocuklu aileler ikinci bir çocuk sahibi olmak konusunda düşünmeye başladılar. Çocuk ölüm oranının yüksek olduğu bir dönemde bu kampanya gerekliydi. Ancak sülfamitlerin, penisilinlerin ve aşıların bulunuşuyla günümüzde bu oran çok gerilemiştir. O dönemde Avrupa’nın belli başlı ülkelerinde açılan bu kampanya iş gücü ve asker gereksinimine davan ıvordu
Tek çocuk eskiden her istediği yerine getirilerek yetiştirilirdi. Bu durum, yalnız çocukla değil, aynı zamanda ve özellikle, suçluluk duygusu altında çocuğun en küçük arzularını bile yerine getirmeye çalışan ana babaların tutumuyla ilgiliydi. Ana baba her şeyden önce, böyle bir tavır takınmamalıdır. Bir çocuktan fazlasını istemeyen kadınlara şiddetle çatmak, onları kendini beğenmişlikle, vücut hatlarına fazla değer vermekle, meslek hayatlarını tehlikeye sokmaktan korkmakla suçlamak doğru değildir. Anne baba böyle bir duyguya kapılmamalıdır. Bu suçluluk duygusunu hisseden tek çocuklu annelerin çoğu kendilerini, babalardan da çok kabahatli hissederek çocuklarına aşırı bir sevgi duyarlar.
Günümüzde toplumsal alt yapının değişmesine bağlı olarak birçok ana okulları ve çocuk bahçeleri açılmıştır. Bu kuruluşlar aileye büyük ölçüde yardımcı olur ve kimi zaman aile yerine geçer. Ana okullarında eğitilen tek çocuklar öteki çocuklarla toplumsal ilişkilere girecek ve çok küçük yaşta yaşıtları arasına karıştıkları için dostluk kurmakta güçlük çekmeyeceklerdir. Arkadaşlarının varlığı büyükleri taklit etmelerini önleyecektir. Çocuk bu tür ilişkilere girememesi halinde yalnız büyüklerle arkadaşlık etmek zorunda kalır. Ayrıca çocuğun “ben her şeyi bilirim” anlayışı ortadan kalkacak ve kendisini dünyanın merkezi gibi görmemeye alışacaktır. O halde, tek çocuğun anne ve babasından başka ilgi merkezleri olması arzu edilir bir durumdur. Ancak anne ve baba kimi zaman istemedikleri ve maddi koşulları elverişli olmadığı halde, suçluluk duygusu ve toplumsal baskılar yüzünden bir çocuk daha edinmeye karar verebilirler! Bu durumda, yeni çocuklarını az sevecekleri gibi, onlara bir kardeş verme sorumluluğumu yüklediği için büyük çocuklarına karşı da bilinçaltı bir kızgınlık duyabilirler.
Her çift bütün bu sorunları düşünerek kaç çocuk sahibi olacağına kendisi karar vermelidir. Yalnız bir çocuk arzu edilmiş ve bu durumun yolaçacağı güçlükler göz önünde bulundurulmuşsa hiç bir sorun ortaya çıkmaz. Çocuk, aşırı sevecenliğe ve gereksiz evhamlara kapılmadan büyütülmelidir. Çünkü bu duygular ana babanın heyecanını artırmaktan başka bir işe yaramaz.
Çocuğu yaşıtlarının oluşturduğu bir çevrede yaşamaya bırakmak, onu sürekli savunmamak, davranışlarını her durumda alkışlamamak gerekir. Öte yandan kardeşleri olması çocuk açısından mutlaka bir duygusal güvenlilik sağlamaz. Kimi dostluklar çok kere akrabalıktan doğan bağlardan daha güçlü dür.













Leave a Reply