Ameliyat İzleri Hastalık Yapıyor!
Tüm ameliyat yerlerinde meydana gelmiş yara izleri bozucu alan etkisi meydana getirir. Bu izler deriden daha aşağı tabakalara kadar ilerleyerek bağırsaklarda ya da komşu organlarda sinir ve kan dolaşımının etrafında yapışıklıklar yaparak hastalıkların ilerlemesine neden olur. Bu yazılanlar birçok kişi için yeni öğrenilen bilgilerdir. Maalesef pek çok hekim bile özellikle cerrahlar ameliyat izlerinin daha sonradan ortaya çıkardığı sorunlardan haberdar değillerdir. Genellikle insanlar, ameliyatları hastalıklarından kurtulmak için olurlar. Hekimler, mide, karaciğer, bağırsak ve diğer iç organlarda meydana gelmiş birçok hastalıkta son çare olarak ameliyat yaparlar. Nadirde olsa kimi zaman sırf ticarî kaygılar nedeniyle ameliyat olmayı tavsiye eden hekimler yok değildir. Ameliyat yerleri reaksiyon geliştirerek deriden çıkıntılı, sert skatris dokuları olan keloitleri meydana getirir. Bu yapılar, hayatımızın sonuna kadar bedenimizi ve ruhumuzu tahrip etmeye devam eder.
Oysa yapılan tüm ameliyatlar özellikle kadınlarda sezaryen ameliyatları ilerleyen dönemlerde sağlıklarını ciddi boyutlarda yitirmelerine neden olur. Zorunlu olmadığı halde sırf bir takım kampanyaların mahkûmu olmuş birçok kadın sezaryen ameliyatıyla birlikte doğum yapmak zorunda kalır. Gelişmiş ülkelere göre ülkemizde sezaryenle doğum yaptırma oranları oldukça yüksektir. Bu durum maalesef ülkemiz insanlarının bilinçli olmamalarından da kaynaklanır. Avrupa’da ve Amerika’da bu konularda geniş halk kesimlerinin çok daha bilinçli olduğu rahatlıkla ifade edilebilir.
Birçok hasta kadın, sezaryen ameliyatı sonrasında tüm hayatının değiştiğini ve bambaşka bir insan olduğunu ifade eder. Aynı gün içinde dikkatli bir hekim tüm bayan hastalarını taradığında ve sezaryen olanlarla konuştuktan sonra hemen her kadının bu gerçeğin farkına varmasını sağlayabilir. Bazıları bu şikâyetlerini doğrudan hekimlere söylemelerine rağmen ne yazık ki bu durum birçok hekim için bir anlam ifade etmez.

Örneğin sezaryen ameliyatları insanların bağırsaklarında yapışıklıklar meydana gelmesine neden olup geçmeyen ve ilaçlara cevap vermeyen kabızlık oluşturur. Bu kabızlık durumu hangi ilaç kullanılırsa kullanılsın bir türlü ortadan kalkmaz. Çünkü ameliyat yerinin altında bulunan skatris dokusu bozucu alan olarak işlevine sürekli devam eder. Bu şekilde oluşmuş bir kabızlığı ilaçla tedavi etmeye çalışmak bataklığın kenarındaki sivrisinekleri öldürerek yok etmeye çalışmak kadar komiktir.
İşte bu önemli ayrıntı gözden kaçar ve hasta, doktor doktor dolaşmaya, torbalar dolusu ilaç tüketmeye devam eder; fakat sonuç bir türlü tam olarak ortaya çıkmaz.
Çünkü her ameliyat yerinde skatris; diğer bir ifade ile nedbe dokusu gelişir ve bu doku oradan geçmekte olan akupunktur meridyenlerinin düzenli çalışmasına ve enerji alanlarının tahrip olmasına neden olur. Nedbe dokusunun yeri, derinliği, altında bulunan organlara etkisi, bedenin alerjik olarak beden dokusuna vermiş olduğu cevap gibi pek çok faktör nedbe dokusunun yapmış olduğu hasarı etkiler. Bu yüzden hiç alâkası yokmuş zannedilen ve ameliyatlardan sonra bedenin değişik bölgelerinde meydana gelen hastalıklar ameliyat insizyon (kesilmiş deri dokusu) yerlerinde meydana gelen bozucu alan etkisi sonucunda ortaya çıkar. Birçok ilaç kullanılmasına rağmen hastalar şifaya kavuşamazlar. Fakat asıl sebep hem hekimler hem de hastalar tarafından fark edilmez.
Her ameliyat yeri, özellikle baş, boyun, karın ve bel bölgesinde olanlar, kesinlikle bozucu alan meydana getirir. Özellikle kafatası bölgesinde yapılmış ameliyatlar insanın sağlığını ciddi olarak tahrip eder. Mesela boyun veya bel bölgesinde meydana gelmiş bir servikal ya da lomber bölge disk hernilerinde (fıtıklaşmalarında) hemen ameliyat önerilmemelidir.
Birçok hasta, bel veya boyun fıtığı ameliyatından sonra ağrılarında değişme olmadığım; hatta artma olduğunu ifade ederek tekrar muayene olmaya koşar. Genel olarak tesadüfi seçilen ve hiçbir şikâyeti olmayan insanlarda aslında fıtık olduğu tespit edilmiştir. Fakat bu vakaların çoğunda şikâyet yoktur. Şikâyeti olanlar ise dolaşım bozukluğu ve buna bağlı olarak kansızlığa bağlı ağrı çekenlerdir. Bu yüzden ameliyat Öncesinde çok ciddi sinir baskıları yoksa bu kişilere mutlaka Nöral Terapi yapılmalı ve rahatlamak için sadece ameliyata mecbur olmadıkları açıklanmalıdır.
Ameliyat olmuş insanlar için de bir şeyler yapılabilir. Yurt dışında ameliyat sonrasında birçok hekim ameliyat yerlerinde beliren skatris dokuları için Nöral Terapi uygulamasını rutin olarak yapmaya başlamıştır. Ülkemizde de özellikle plastik cerrahi alanındaki ameliyatlardan sonra Nöral Terapi yapılarak insanların ameliyat yerlerinde iz kalması engellenmekte ve rahatlaması sağlanmaktadır.













Leave a Reply