Aromaterapi
Ülkemizde henüz istenilen düzeyde yaygınlık kazanmış bir tedavi değildir. Kullanım sıklığı olmamasına rağmen medyatik bir tedavi yöntemidir. Son yıllarda adından sıkça bahsedilmeye başlansa da özellikle gelir seviyesi yüksek kesimlerde güzelleşmek amacıyla kullanılmaktadır. Maalesef insanların dış görünüşlerine önem vermelerinin bir sonucu olarak bu yöntem tedavi aracı olarak kullanılmaktan çok, güzelleştirme amacıyla uygulanmaktadır.
Aromaterapi, özellikle koku yoluyla kazandırmış olduğu psikolojik etkileri sayesinde Orta Doğu ve Arap ülkelerinde çok yoğun kullanım alanına sahiptir. Gerek ruhsal gerekse duygularda ortaya çıkardığı ve cinsel fonksiyonlarda uyandırdığı etkiler, bu uygulamanın tercih nedenlerindendir. Yurt dışına çıkanlar, aromaterapik etkinliği olan bitkisel koku ürünlerinin ve yağların satıldığı mağazaları görmüşlerdir. Yurt dışında önemli bir ticarî sektör haline gelmiş olmasına rağmen ülkemizde henüz bu kadar ilerleyememiştir.
Aromaterapi Nedir?
Aromaterapi, bitkisel aroma yağları ile tedavi uygulama yöntemidir. Aromaterapide kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vb. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır. Eski bir tedavi yöntemidir. Hindistan ve Çin uygarlıklarından köken almıştır. Mısırlılar ise mumyalamada ve ayinlerde aroma yağlarını kullanmışlardır. Aromaterapi daha sonra Mısır’dan Yunan uygarlığına geçmiş, oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.
Eski zamanlarda Aromaterapi, koruyucu hekimlik amacıyla kullanılıyordu; ama dünyada ilaç sanayi başlayınca ve hazır, ucuz ilaç elde edilince zahmetli olan bu işlemden zamanla vazgeçilmiş, Aromaterapi gündemden kaybolmuştur.
Yüzyılımızın başlarında Fransız Kimyager Doktor Gattefosse, laboratuarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış (gaz lambası ile), o sırada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini fark etmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların, güçlü antiseptik, mikrop öldürücü, iyileştirici, hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca yaptığı farklı çalışmalar sonrasında aroma yağlarının kan dolaşımı yardımı ile lenf sistemine ulaştığını ve hücre arası sıvı (extra cellular fluid) yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır.
Diğer bir Fransız, Dr. Jean Valnet ve Madam Maury’da bu konuda iyi araştırma yapan uzmanlar arasındadır. Dr. Jean Valnet, ikinci Dünya Savaşı’nda Aromaterapiyi, yaraları tedavi etmek ve çabuk iyileştirmek için kullanmıştır. Bir biyokimyacı olan Madam Maury ise konuyu, kozmetik ve gençleşme tedavilerine kadar yaygınlaştırmıştır. Günümüzde Avrupa’da, özellikle ingiltere ve Fransa’da popülerlik kazanan bu yöntem, zamanla tüm dünyada bir yaşam biçimi haline gelmiştir.10

Çampisaj
Çampisaj, önemli ve oldukça basit bir yöntemdir. Aromaterapik yağlar vasıtasıyla yapıldığı gibi istenirse çok faklı şekillerde de kolaylıkla uygulanabilir. Kafatasında bulunan marma noktası da denilen noktalara ve boyun bölgesine bitkisel yağlarla ya da kuru kuruya yapılan masaj yöntemi olup bedenin birçok organını ve bölgesini olumlu etkileyen bir uygulamadır. Hindistan’da yapılan geleneksel bir tedavi yöntemi olup aslında her insanın kendisine rahatlıkla uygulayabileceği bir alışkanlık haline de gelebilir.
İnsanın kendisine uygulattığında bedenen ve ruhsal olarak fayda göreceği bir yöntemdir. Gergin durumlarda insana ciddi faydalan vardır. Ilık suyla duş almanın yanında saçlı kafatası derisinin köpüklendirilmesi sırasında başın birçok bölgesine fazla basınç uygulamadan hafifçe masaj yapılarak bu bölgenin tüm damar dolaşımının rahatlatılması kısa sürede belirgin bir iyileşme hissinin meydana gelmesini sağlar. Hormon salgılama merkezleri ve bedenin çok önemli enerji alanları buradadır. Burada düzelen dolaşım, doğrudan tüm bedeni zihinsel ve ruhsal bakımdan rahatlatır.
Çampisaj, oturularak yapılan ve 40 dakika süren bir masajdır. Hindistan cevizi, zerdali çekirdeği, tatlı badem ve susam yağı ile kişinin İhtiyacına göre belirlenen aromatik Öz yağların karışımıyla üst bedene; özellikle kafa bölgesine uygulanır.
Uygulandığı Hastalıklar
Sırttaki nodüDer, kronik boyun tutulması, baş ağrısı ve migren, saç ile ilgili sorunlar (dökülme, kepek vb.), yüzdeki ağrılar (göz, sinüs, çene vb.), toksin birikimi, zihinsel sıkıntılar, stres kaynaklı sıkıntılar (depresif ruh hali, anksiyete, huzursuzluk, gerginlik, endişe, uykusuzluk vb.), konsantrasyon bozukluğu, zihinsel yorgunluk…
Enerji Alanlarının Temsil Ettiği Organlar ve Aromatik Öz Yağlan
1. Kök Alam: Kemik, kan, sert dokular, anüs. Sedir, sandal, vetiver, selvi, ardıç.
2. Sakrum Alanı: Pelvis bölgesi, üreme organları, bağırsaklar, böbrek, mesane, tüm sıvılar, lenf, kan.
Yasemin, ıtır, tefarik, anason, zencefil.
3. Solar Pleksus Alanı: Karın boşluğu sindirim sistemi, karan, karaciğer, dalak, safra kesesi.
Karabiber, kakule, rezene, kişniş, portakal, melekotu, melisa.
4. Kalp Alanı: Kalp, göğüs kafesi, akciğerler, kan, deri, kan dolaşım sistemi.
Gül, lavanta, bergamut, portakal çiçeği, palmarosa, gül ağacı.
5. Boğaz Alanı: Bronşlar, yemek borusu, ses telleri, boğaz, ense, çene.
Adaçayı, papatya, okaliptüs, biberiye, çam, mandalina.
6. Üçüncü Göz Alanı: Beyincik, kulaklar, burun, sinüsler, gözler, sinir sistemi, yüz.
Sandal, limon, kakule, tarçın, civanperçemi.
7. Taç Alanı: Beyin.
Sedir, günlük, mür, fesleğen.
Alan olarak ifade edilen yerler, Renkbilimci Metin Yahya Uster’in kaleme aldığı yazıda çakra olarak adlandırılmıştır. Genellikle çakra, enerji merkezi veya enerji alanı kelimeleri aynı amaçla farklı isimlendirilmektedir.

Leave a Reply