Büyük Çocuk
BÜYÜK ÇOCUK
Büyük çocuk, henüz kardeşi yokken bile anne ve babası tarafından tek çocuk gibi değerlendirilmez. Bir çocuk daha edinmeye kararlı olan karı koca, bilinçli ya da bilinçsiz, yukarıda sözü edilen suçluluk duygusuna kapılmaz. Bununla beraber ana baba için büyük çocuk yine de “ilk çocuk”tur. Anne kimi zaman kocasına duyduğu sevgiyi çocuğunda somutlaştırdığı için çocuğu çok şımartır ya da çocuk istediği cinsiyetten olmadığı, istenmeyen bir evliliğe neden olduğu için istemeyebilir. Son durumda anne bütün sevgisini ikinci çocuğa verecektir. Bu nedenle, hem kendi huzuru hem de çocuklarının ruhsal sağlığı için kendini her türlü suçluluk duygusundan kurtarmak zorundadır. Çünkü istenmeyen çocuk da uyum güçlükleri çekebilir
Birinci çocuğun asıl sorunları ikincinin doğuşundan sonra başlar. Çocuk belli etmemeye çalışsa da, kardeşini kıskanır. Büyüklerin bu kıskançlık duygusunu azaltmak için onu yavaş yavaş bir kardeşi olacağı düşüncesine alıştırmaları gerekir, özellikle, çocuğun günlük hayatında bir değişme olmamalıdır, örneğin, büyük çocuğun okula başlamasıyla ikinci çocuğun doğuşu aynı zamana getirilmemelidir. Ona bir sorumluluk duygusu vermek, olabildiği kadar bebeğin eğitimine karışmasını sağlamak daha uygundur. Böylece hiç bir şeyin değişmediği gösterilmiş olur. Çocuğa “sen büyüksün” denmemelidir; çünkü “büyük olmak” düşüncesi onun kafasında ilgi görmeme, feda edilme düşüncesiyle eşanlamlıdır.
Kıskançlık daha geç yani bebek sekiz ya da on aylık olduğu zaman başgösterir. Bebek, ilk adımlarını atmaya başladığı anda, ana babanın sevinç tepkileriyle karşılanınca, büyük çocuk çoğu kez öfkelenir. O zamana kadar tüm dikkatiyle izlediği, eğlendiği küçük kardeşini artık bu oyuncak değil, güçlü bir rakip olarak görmeye,başlan Bu dönemi çatışmasız geçiren büyük kardeş hemen hemen hiç yoktur. Tek çocuk iken gördüğü ilgi ne kadar aşırı ise bu çatışma da o derece belirgin olur. Bu kıskançlık karşısında ana babanın tutumu ne olmalıdır? Çocuğun kıskanç davranışlarinı fazla büyütmemek gerekir, örneğin çocuk, bir art niyeti olmaksızın bebeğin canını acıtmaya çalışabilir. Bu durumda bir iki uyarıcı söz yeterlidir; çünkü onu şiddetle azarlamak üzüntüsünü artıracaktır. “Niçin kardeşinin canını acıtmak istiyorsun? O seni ne kadar seviyor! Gel, yardım et, beraber giydirelim. Dikkat et, ona birşey olmasın” ya da “senin yardımına ihtiyacım var; onun da sana ihtiyacı var” gibi sözler söylenrîfcüdir.
Birinci çocuk ikincinin doğuşuna bazen dolaylı yollardan tepki gösterir. Yeniden, yatağa işemeye veya çok ilgi gören bebeği taklit etmeye başlar. Bu durumda, onu azarlamaktan sakınmak, yatağını ıslattığını bilmezlikten gelmek gerekir. Çünkü o, herşeyden önce dikkati üzerine çekmeye çalışmaktadır. “Senin artık büyüdüğünü, yatağını ıslatmayacağını sanıyordum” demek daha iyi bir yoldur. Burada, küçük kardeşinin doğuşundan duyduğu üzüntüyü unutmasıyla kaybolacak geçici bir durum söz konusudur.
Ancak bazı eğitimcilere ve yaşlı kişilere göre, büyük çocukta var olduğu sanılan duygusal .karmaşıklıklar çoğu kez hayal ürünüdür. Bu kişiler eskiden çocukların böyle bir olay karşısında hiç de olumsuz bir tepki göstermediklerini ileri sürerler. Ancak bu noktada eski eğitim biçiminin tümüyle değişik olduğunu ve çocukların her şeyi kabullenecek ve sürekli söz dinleyecek biçimde yetiştirildiğini göz önünde bulundurmak gerekir. Günümüzde çocuk psikolojisi ile ilgili çalışmalar çocukların kişilik sahibi olmaları için özgür bir biçimde eğitilmelerini önermektedir.

Leave a Reply