Çocuğun Onuncu Aydan On İkinci Aya Kadar Olan Yaşamı
ONUNCU AYDAN ON İKİNCİ AYA
Duruş ve hareketler: Çocuk dokuzuncu aya doğru elleri ve ayakları üzerinde yürümeye başladığı zaman, o kadar mutludur ve hünerinden o denli övünç duyar ki, hemen yeni denemelere girişir ve bir ay içinde bütün evin içini dolaşacak duruma gelir. Bazı çocuklar bir bacakları üzerine oturup öbür bacaklarıyle kendilerini iterek hızla yer değiştirmeyi başarırlar.
Bebek, oyun bahçesinde rahatlıkla hareket eder. Başlangıçta, elleriyle tutunarak acemi adımlarla bahçe çevresini dolaşır. Sonra giderek alışkanlık kazanır; kol ve bacak hareketleri arasında zaman uyumu yaratmayı başarır. Tek başına yürümeyi göze almadan önce, dengesini dener. Çocuğa cesaret vermek için, bahçenin karşı tarafına geçip, çotuğa sevdiği bir oyuncağı gösterin. Çocuk oyuncağı almak için yürümek isteyecektir. Eğer yürümezse zorlamayın. Çocuk yapabileceğine inandığı zaman, kendiliğinden yürüyecektir. Bazı çocuklar bir yaşına girer girmez yürürler. Erken yürüyen bu çocuklar sendelerler; denge sağlamak için, bacaklarını biraz açık tutarlar. Sonraları bacaklarını bitiştirmeyi, ayaklarını birbirine yaklaştırmayı öğrenirler. Bu yürüme denemelerinde kolların büyük yardımı olur. Bebek önceleri kollarından ip cambazı gibi denge öğesi olarak yararlanır. Düşme durumunda kendini korumak için kollarını her an öne doğru uzatmaya içgüdüsel olarak hazırdır. Çocuğunuz yürümeye karşı belirgin bir istek göstermezse, endişelenmenize hiç gerek yoktur. Çünkü, çoğu çocuklar ancak on dört aylık olduktan sonra yürürler.
Bu dönemde çocukların el hareketleri giderek daha belirgin, daha düzenli olur. Çocuk küçük nesneleri tutmayı başarır. örneğin, eline içi kürdan dolu açık bir kutu verilirse, kutuya bakar, önce birkaç tane, daha sonra da yalnız bir kürdan alır. Bir topu yerde yuvarlayıp peşinden koşarak eğlenir. Ağzı hâlâ nesneleri tanımak için kullandığı bir organ olma niteliğini sürdürür. Gördüğü nesneleri elleriyle iyice yokladıktan sonra, elde ettiği ilk izlenimin doğru olup olmadığını anlamak için onları ağzına götürür. Bu yüzden, çocuğun eline ancak yapım malzemesi kesinlikle zararsız ve hiç bir parçası kopmayacak oyuncaklar verilmelidir. Böylece, oyuncağı ağzına götürünce herhangi bir tehlikenin meydana gelmesi önlenmiş olur. Hareket artık çocuğun gün boyunca ilgilendiği başlıca amaçtır. Hareketlilik bebek için büyük manevî doyum sağlar ve onu durmadan yeni gerçeklerle karşılaştırır. Bu çağdaki bir çocuk hareket etmeye karşı isteksiz görünürse, anne babalar zaman geçirmeden çocuğu bir sinir hastalıkları uzmanına göstermelidirler.
Görme ve dil : Bebekte görmenin, gelişimin hangi evresindebilinçlendiğini saptamak güç değildir. Annesi bir oyuncak gösterip, sonra onu daha büyük bir nesnenin arkasına saklarsa, çocuk oyuncağı bulmak için engelin çevresini dolaşır. Bu deney, görme algılarını belleğinde korumaya başladığını tanıtlar. Bir televizyon akısının karşısına oturtulduğunda, görüntülerin hareketini birkaç dakika hiç bir şey anlamadan ilgiyle seyreder, filme neşeli bir müzik eşlik ettiğinde ise sıçrayarak, küçük çığlıklar atarak görüntünün hareketlerine katılır.
Bazen çocuğun gözleri şaşı bakabilir. Bu durum süreklilik göstermezse, endişelenmeye gerek yoktur. Bebeklerde şaşılık olağandır ve çocuğun gözlerini belli bir nesneye yöneltmekte güçlük çekmesinden ileri gelmektedir. Şaşılık üç yaşına doğru kendiliğinden kaybolacaktır. Buna karşılık, şaşılık süreklilik gösterirse, bir göz doktoruna başvurmak gerekir. Gerçek şaşılık söz konusuysa, tedavi gerekecektir. Hatta doktor gözlük kullanılmasını önerecek ve düzenli göz jimnastiği alıştırmaları yapılmasını öğütleyecektir. Dil konusuna gelince; çocuk dudaklarını ye damağını kullanarak oluşturduğu heceleri tekrarlayarak “baba”, “anne” gibi sözcükleri doğru olarak söylemeyi öğrenmiştir. Ama bu sözcükler bebek için henüz bir anlam taşımaktan uzaktır. Bebek bu sözcükleri anneyi, babayı, biberonu yada o an dikkatini çeken herhangi bir şeyi ifade etmek için ayırt etmeksizin kullanır. Uzun süre babasına bakıp, sevinçle “anne” diye hayfcırırsa, hiç şaşmamak gerekir. Çabuk gelişen çocuklar ise, bir kadın resmi gördüklerinde “anne” derler. Bu dönemde, çocuk kızgınlığı ya da sevinci belirten sözcükler kullanmaya başlayabilir.
Ruhsal yaşam : Psikologlara göre, çocukta “pratik zekâ” bu dönemde ortaya çıkar. Çocuk, hareketlerinin çok belirli sonuçları olduğunu anlamaya başlar, örneğin, yatağının ucundaki bir oyuncağı almak için çarşafı kendine doğru çekmeyi öğrenir. Bir oyuncağı kendine yaklaştırmak için bir değnekten yararlanmayı bilir. Bir kutuyu açmayı ve annesini bir oyuncağını saklarken görürse, bu oyuncağı aramasını öğrenmiştir. Bir ilâç şişesinden hap çıkarabilir, ya da küplerle bir kule meydana getirmesini becerebilir. Bununla birlikte, bir nesneyi araması ve incelemesi için, bu nesnenin ilgi çekici birşey olması gerekir. Bu örnekler, çocuğun belleğinden ve düşgücünden yararlanabildiğim ve ayrıca, hareketlerini istemli bir biçimde yönetmeyi başarabildiğini göstermektedir, öte yandan, bu dönemde daha geniş kapsamlı bir gelişme içinde olduğundan daha çok şey gösterebilir, dolayısıyle de daha çok uyarılabilir. Ruhsal gelişimde başka bir önemli adım da çocuğun yetişkinlerin hareketlerini taklit etmeye çabaladığı dönemdir, örneğin, annesi ellerini birbirine çarpar ya da bir trampete vurursa, küçük bir arabayı yürütürse, oyuncak bebeği okşar ya da eliyle “başbaş” yaparsa, bebek de aynı hareketleri yapmaya çalışır. Hareket ve davranışlarında yavaş yavaş bağımsız olmayı ancak taklit yoluyle öğrenir. Örneğin, yalnız başına yemek yemeye çalışır; saçını taramaya, ya da dudaklarına ruj sürmeye çabalar. Bebeği, bu girişimlere karşı isteklendirmek gerekir. Böylece çocuğun kendine güven duygusu gelişir.
Çocuk, bu girişimler nedeniyle, ilk yasaklarla karşılaşacaktır. Ona bazı yasaklara uyması gerekliliğini kabul ettirmek için “hayır” diyebilmek gerekir. Bununla birlikte yasaklar çoğaltılmamalıdır. Tehlikeli olabilecek ateş, tencere, elektrik prizleri, televizyon düğmeleri gibi nesne ya da aygıtlar için kesin yasaklamalar uygulanmalıdır. Köpeğin tüylerini çekmesini ya da kalkmak için yeşil bir bitkiye tutunmasını da hoşgörmemek gerekir. Yaptığı hareketlerin sonuçlarını deneyle göstererek, örneğin elini sıcak tencereye yaklaştırarak Vasaklamanın nedeni açıklanmalıdır. Bu deney “hayır” sözcüğünün onun iyiliği için söylendiğini anlamasına yardım eder. Çocuğa nasıl “hayır” denebiliyorsa, “aferin” demesini de bilmek gerekir. Kendine olan güvenini artırmak ve “hayır”ların yolaçtığı kısıtlamaları dengelemek için en iyi yol budur. Gerçekten, bu yaştaki çocuk kısmen taklitlerle iş görür. Büyüklerinin bazı hareketlerini kopya etmenin kendisine nejden yasaklandığını anlamakta çoğu zaman güçlük çekerse de, yetişkinin onayına karşı duyarlıdır. Bir iş başarmışsa, bir gülümseme, cesaretlendirici bir söz onu kendi bulduğu hareket biçiminden vazgeçirmeye çoğu zaman yeter. Bu durumda, tatlı bir söz ya da bir okşama çocuğu ilk deneyin “heveslerine” kapılmaktan uzaklaştırarak aynı hareketi büyüklerin istediği biçimde yapmaya yöneltir. O zaman anne çocuğunun gurur ve sevinç içinde olduğunu görür. Böylece, çocukta çok önemli başka bir anlayış güçlenir; çocuk toplum yaşamında kaçmılmaz olan kısıtlamalara hoşgörüyle katlanmasını öğrenir. “Kötü” bir şeyin katlanjlabilir olduğunu öğrenmezse, kendisini bekleyen zorlamaları ve olumsuz olayları, hiç bir zaman gereken hoşgörüyle kabullenemez. Bu arada bebek giderek düş kırıklığını ya da öfkesini belirli hareketlerle anlatabilecek duruma gelir. Böylece, içgüdüsel saldırganlığını doyurmayı ve çevresi üzerindeki etkinliği kazanmayı başarır.
Bu etkinlik, çocuğun on ikinci ya da on dördüncü aya doğru kimsenin yardımı olmadan, iç huzuruyla tek başına yürümeye başlamasından itibaren, giderek artan bir güç olur. Gelişiminin bu evresine gelmiş bir çocuğun gözlenmesiyle kişiliğinin ana çizgilerinin belirlenmeye başladığı anlaşılabilir.Çocuk ilk yılın sonunda hareketler arasında bağlantı kurmaya başlar, içeceğini tek başına içmesini öğrenmiştir. Yürümeye başladığı için dış dünyayı araştırmaya hazırdır. Ancak boyu henüz 70 cm. olduğundan, dış dünya ona biraz ürkütücü gelebilir. Örneğin kapılar ve kitaplık rafları olağanüstü büyüklükte görünürler.

Leave a Reply