Çocuğun Üç Aylıktan Altı Aylığa Kadar Olan Yaşantısı
ÜÇ AYLIKTAN ALTI AYLIĞA KADAR
Duruşlar ve hareketler: Üçüncü aydan itibaren, çocuktaki gelişme daha belirgin bir durum alır. Sırt üstü yatarken, bacaklarını sırayla hareket ettirir, yani “pedal çevirme” hareketi yapar. Başını bir ses kaynağına, ışığa, ya da kımıldayan bir nesneye doğru kolayca çevirir. Ellerinden tutularak ve öne doğru çekilerek yardım edilirse, başını ve sırtını kaldırmayı başarır.
Çünkü boyun ve omuz kasları güçlenmiştir. Vücut çizgileri, önce ense eğrisi, sonra da bel eğrisi olmak üzere gelişmeğe başlar. Bu dönemden başlayarak, çocuk küçük ve özel bir sandalyeye birkaç saniye süreyle oturtulabilir; ancak çocuğun başını ve gövdesini iyi desteklemek gerekir. Sandalye arkalığının eğimi bebeğin sinirsel ve hareketsel gelişimiyle orantılı olarak ayarlanır. İlk aylarda, bu eğim 45° olmalıdır. Daha sonra, çocuk baş, boyun ve gövde hareketlerini denetleyebileceği ölçüde giderek dik duruma yaklaştırılmalıdır. Annesi çocuğu sandalyeye dik olarak oturtursa, bebek kollarını kendiliğinden öne doğru uzatarak bu durumunu bir süre koruyabilir. El hareketleri de daha belirgin bir nitelik kazanır. Henüz başparmağını kullanmayı bilmese de, iki eliyle biberonunu tutmayı başarır. Altıncı aya doğru ellerine dayanarak uzunca bir süre oturur gibi durabilir, ama onu bu durumda kalmaya zorlamamak gerekir. Aksi halde, belkemiğinin gelişimine zarar verilebilir. Buna karşılık, emeklemesine izin verilmelidir. Bu sırada yapacağı hareketler kol ve sırt kaslarını güçlendirecek ve sonuç olarak, ayağa kalkma dönemi için iyi bir hazırlık jimnastiği olacaktır. Çocuk, yaşamının altıncı aya kadar olan bu dönemini önemli bir başarıyle kapar: Sırt üstü ya da yüz üstü yatırılınca yana dönmeyi başarır. Görme ve dil: Beşinci ya da altıncı aya doğru, çocuk renkleri kesinlikle ayırmayı başarır. Eğer erken gelişmişse, renkler arasında seçim de yapabilir. Genellikle kırmızıyla bazen de canlı yeşille ilgilenir. Gözleri artık uyum yapabildiğinden göz hareketlerini ve davranışlarını daha iyi düzenler ve gördüğü nesneleri daha bir kesinlikle kavrar. Altıncı ayda, elindeki bir nesneyi kolaylıkla öbür eline geçirebilir. Bunu yaparken de kendi davranışlarını çok büyük bir dikkatle izler.
Çıkardığı sesler daha da güzelleşir. Beş ya da altı aylık bir bebeğin çıkardığı çığlık sesleri sevincini açıkça belirtir. Aynı çağda, dudak (“pa”, “ma”, “ba”) ve damak (“ta”, “da”) kökenli ilk heceleri söylemeyi de başarır. Dudakları ve damağı meme emdikçe daha duyarlı ve daha etkin hale geldiği için bu sonuca kolayca ulaşır. Ayrıca annenin söylediği sözcükler arasında, bu heceler daha kolay ayırt edilip taklit edilecek niteliktedir.
Ruhsal yaşam : Hareketlerdeki (özellikle el ve göz hareketlerindeki) düzenlilik gün geçtikçe daha belirginleşir ve bebek çevresini daha etkin bir biçimde izlemeye başlar. Bilincine varmış olmasa bile, harcayacak belli bir enerji yüküne sahip olduğunu keşfetmesi onu mutlu kılar ve tek başına uzunca bir zaman gevezelik etmeye yöneltir. Bazı çocuklar gözlerini kımıldayan bir perdeye dikerek ya da elleriyle oynayarak saatlerce zaman geçirirler. Ellerini birleştirirler, ayırırlar, emerler ve bu hareketleri bıkmadan seyrederler. Başka kişilerle, özellikle anneyle olan ilişki giderek yoğunlaşır. Bebeğin ilk heceleri, kendisiyle konuşan yetişkinlerin el ve yüz işaretlerini taklit ederek çıkardığını söylemiştir. Çocuk aynı zamanda bir el işaretini ya da bir baş hareketini de taklit etmeye çabalar, örneğin bir ayna önünde bulunduğu zaman kendi görüntüsüyle ilgilenmeye başlar; kendisini tanımadığı halde, görüntüsünün hareketlerini başka birinin hareketleriymiş gibi taklit ederek eğlenir. Sonunda annesinin kendisine uzattığı oyuncaklara ilgi göstermeğe başiar. Altıncı ayda, kendisine bir çıngırak verildiğinde, onu sallar ve ses çıkardığını farkederek, hareketini yineler. Böylece, nedenle sonuç arasında ilk mantıksal ilişkiyi kurma deneyini yapmış olur. Memeden kesme bu yenilikler ve buluşlar çerçevesi içinde yer alır. Çocuk memeden genellikle dördüncü ayda kesilir. Memeden kesme sadece kalori hesaplarının ve yrni besinlerin rol oynadığı bir sağlıklı beslenme sorunu değildir. Bunun yanında, çocuğun dış dünya ile ilişki kurmaya çabaladığı bir dönemde ve yeni denemeler yaptığs ortamda, anne çocuk ilişkileri açısından da önemlidir. Çünkü çocuk o zamana kadar, kendisine her istediğinde besin ve sevgi veren anneyi, memeden kesildikten sonra, bir yabancı olarak görmeye başlayabilir. Anne, artık çocuğun kaşıkla verilen yiyecekleri yemesini ister. Çocuğun önce, tümüyle farklı olan bu yutma biçimini öğrenmesi gerekir. Çocuk önceleri “iyi”olarak tanıdığı anneyi “kötü” olarak değerlendirmeye başlar. Bu anî değişiklik çocukta gerçek bir ruhsal sarsıntıya yolaçabilir.







Leave a Reply