Çocuğun Yaşamı Ve Duygusallık Belirtileri
BİR DUYGUSAL YAŞAM TASLAĞI
“Gülücükle cevap” çocuğun ruhsal gelişiminin bir temel evresi olarak kabul edilir. Çocuğun tepkisi “benzetme yeteneğinin ve belleğinin oluştuğunu gösterir. Eğer böyle bir oluşum söz konusu olmasaydı, çocuk bir yüzü tanıyamazdı. Bu olay, aynı zamanda, çocukta duygusal bir yaşam taslağının bulunduğunu da tanıtlamaktadır. Çocuk kendisinin dışında olmakla birlikte bu yüzü göz önüne getirmeye başlar. Onu iyi kötü kavrar ve tipik bir insansal tepkiyle, yani benzerlerine karşı bir iyilik belirtisi olan gülümsemeyle karşılar. Ancak bu deney, karşıt durumu da birlikte getirir. Yani sevdiği yüz her zaman yanında olmaz. Yüz, görüş alanından çıktığı zaman, bebek kıpırdanır ve ağlar. Oysa, başka bir nesneden yoksun bırakıldığında bu tür tepkileri henüz göstermez. Demek ki, yüz, çocuk için, daha şimdiden güvenin ve korumanın simgesi olan ayrıcalıklı bir biçim oluşturmaktadır.
Bu dönemde, aile üyelerinin, yani anne, baba ve kardeşlerin kendi yanında bulunması da çok büyük bir önem taşır. Gülmek ve meramını anlatmak için yaptığı denemeler, çevresi tarafından sevgiyle karşılandıkça daha da artar.
Çocuk beşiğine yaklaşan herkese gülerse, bu, annesinden vazgeçebileceği anlamına gelmez. Ailedeki öbür kişilerin yüzleri ya da yabancı yüzler bebeğin zihinsel gelişimine yardım eden birçok imge sağlar. Ancak annenin yüzü ayrı ve temel bir yer tutmaya devam eder. Anne yüzü, çocuğun ruhsal yaşamının oluşum merkezidir. Belleğine yerleşen veriler sayesinde, çocuğun öbürlerinden ayırt ederek saptadığı ilk imge budur. Anne yüzü, çocuk için, bakışla okşanan ve yanında rahatlık duyulan bir koku, tat ve biçim bütünüdür. Bebek, iyice yakınında olmadığı zaman bile annesinin siluetini tanır. Çocuk anneyi kendisine başkasının vermediği duyumların kaynağı olan tek bir varlık olarak algılar; önemli olan da budur. Anne çocuktaki zekâ gelişmesini kolaylaştırmak için çocuğunun çağrılarına cevap vermelidir. Çocuk annesini görmek için ağlarsa ve anne gelmezse, annenin “kötü” olduğu izlenimine kapılır. Bu ise, yetişkin çağa geldiğinde, kişiliğinde bozukluklara yolaçabilir.
Psikologlar gülme olayını kişinin toplumsal gelişiminin başlangıcı olarak görürler. Çünkü, çocuk benzerlerini tanımakta ve onlarla, henüz bilinçsiz de olsa, duygu ve dayanışma ilişkisi kurmaktadır.
Bu yorum kuşkusuz doğrudur. Ama bebeğin gülmesinin belirli bir sonucu vardır: Gülen çocuk yakınlarının özellikle annesinin babasının, erkek ve kız kardeşlerinin sevgisini toplar. Bebekle ailenin öbür bireyleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için, bebeğin gülücüğünden yararlanılabilir. O zamana kadar çocuğuna ilgi göstermeyen baba bu gülücükler karşısında duygusuz kalamaz. Erkek ve kız kardeşler, bir kıskançlık duysalar bile, küçük yavruya daha büyük bir sevgiyle bakarlar. Böylece bazen çocuğun doğumuyle ortaya çıkan bunalımlar yavaş yavaş çözülür.













Leave a Reply