Çocuk Neden Ağlar Çocuğun Ağlama Sebepleri
Anne, gebelik dönemi boyunca çocuğunun ilk bağırışını duyabiimenin özlemi içindedir. Doğumdan sonra, hastanede geçen ilk günlerde durum değişir. Anne çocuğunun ne zaman ağladığının, ne kadar ağladığının farkında bile olamaz. Çünkü bebeğini ona ancak birkaç dakika için bırakmakta, sonra geri almaktadırlar. Bu süre içinde bebek ağlasa bile sütünü içip karnını doyurunca hemen uyuyacaktır. Oysa çocuk eve gelince ilk geceden başlayarak sık sık ağlar. Bu ağlamalar onun çeşitli istek ve gereksinmelerini bildirmesi için kullanabileceği tek araçtır. Ancak çocuğun ne istediğini anlayabilmek için bütün olasılıkları gözden geçirmek ve bu arada her bebeğin anneyi çok kere kararsız ve şaşkın bırakan kendine özgü istekleri olacağını da unutmamak gerekecektir
Acıkmış veya susamış mıdır?
Ağlayan bebeğin derdi beslenmeyle ilgili olabilir. Örneğin açtır, çok fazla ya da çok hızlı yemek yemiştir, dolayısıyle sindirim zorluğu çekmektedir. Yemekten epeyce bir süre sonra huysuzlanmaya başlayan ve çığlıklar atan bebek büyük bir olasılıkla acıkmıştır. Bu durumda onu gelecek yemek zamanına kadar oyalamak ve yemeği biraz erkene almak iyi olur. Aksine, yemekten hemen sonra ağlamaya başlayan ve yatağında uyuyacağı yerde huysuzluk eden bir bebek sütle birlikte yuttuğu havayı atamamış olmaktan şikayetçidir. Onu sakinleştirmek için midesine aşağıdan yukarı doğru hafifçe masaj yapmak ve sırtına vurmak gerekir. Bebek geğirecek ve rahatlayacaktır. Kısa ve kesik kesik inlemeler ve bacakların sinirli bir şekilde kıpırdaması ise, ilk aylardaki sindirim güçlüğünün belirtisidir. Bu durumda bebeği yüz üstü yatırıp birkaç kaşık papatya suyu içirmek yararlıdır. Kimi zaman çocuk iki yemek arasında susadığı için ağlayabilir. O zaman, iki üç kaşık su vermek gerekecektir.
Peklik mi çekmektedir ?
Peklik çektikleri için acı çeken ve ağlayan bebekleri bu sorundan kurtarmak için gliserinli bir fitil kullanmak yeterlidir. Böyle durumlarda lavman yapmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü lavman işlemi bağırsaklarda yangılanmaya sebep olacağı gibi, lavman aygıtı zedeleyici olabilir.
Rahatsızlık veren bezler, iğneler
Bebeğin ağlamasına bazen fiziksel algılar da sebep olabilir. Örneğin cildine batan, derisini tahriş eden herhangi bir şey; ıslanması, üşümesi ya da sıcaktan bunalması gibi. Bebeğin giysilerindeki iğnelerin açılması genellikle çok az görülen bir olaydır. Buna karşılık, birçok anne üzerinde durmadığı halde aslında çok önemli olan bir konu bebeğin bezlerinin kötü katlanmış, pütürlü veya çok sıkı olmasıdır. Bezlerin ıslak olması üç aylık olana dek bebekleri fazla rahatsız etmezse de sık sık değiştirilmelerinde yarar vardır.
Çocuğu kucağa almak, altını değiştirmek, biraz okşamak pek küçük çaba gerektiren hareketlerdir ama onun sakinleşmesi için çoğu kez yeterlidir.
Bebek üşümüş müdür?
Dört aylığa kadar bebekler üşüdükleri zaman hafif ama sürekli ağlarlar ve kol ve bacaklarını huysuzca sallarlar. Bu durumda bebeği bir battaniyeye sarmak yeterlidir. Yalnız, bebeğin üşümekten olduğu kadar terleme dolayısı ile ağlayabileceği de akılda tutulmalıdır. Dikkat edilecek nokta oda sıcaklığının yazın olduğu gibi kışın da 20°C yi geçmemesini sağlamak ve bebek buna karşın hâlâ terliyorsa bazı giysilerini çıkarmak olacaktır.
Altı tahriş olmuşsa
Bebek, önce bağırıp sonra kol ve bacaklarını hırsla sallayarak yumrukları sıkılı bir şekilde sızlanmaya başlarsa, büyük bir olasılıkla bezleri veya bunların içindeki pislikler nedeniyle meydana gelen tahrişlerden şikâyetçidir. Bu durumda, sakinleşmesi için, altını yıkamak ve kızarık* yerleri bir pomatla yumuşatmak gerekecektir.
Yorgunluk belirtileri
Beş aylıktan sonra bebeklerin özellikle akşam saatlerinde huysuzlanarak uzun uzun ağladıkları görülür. Yatıştırıcı çabaların sonuçsuz kaldığı bu durumlar yorgunluk belirtileridir. Yorgunluktan ağlayan bebeği sallamak ve uyuması için papatya, ıhlamur gibi bir yatıştırıcı vermek yerinde olur. Bebeklerin çok çabuk yoruldukları, gürültüye ve harekete karşı duyarlı oldukları ve çevrelerinde-kilerin sürekli sevecenlik gösterilerinden uzak tutulmaları gerektiği unutulmamalıdır.
Ağlamalarda sevgi özleminin payı
Yukarıda sözü edilen bütün durumlarda gözyaşlarının nedeni kolayca anlaşılır gibidir.Ancak, belirlenmesi daha zor görünen durumlar da olabilir. Örneğin, bebeğin ağlaması annesini görünce kesiliyorsa bu, anne tarafından çoğu kez onun bir kaprisi olarak nitelendirilmektedir. Oysa bebek, annesine belki de gerçekten gereksinme duymaktadır. Çocuk çevresinde sevgi, sevecenlik ve ilgi ortamı bulmazsa yaşayamaz. İşte, bu ortamı bulamayınca, onu istediğini anlatmak için ağlar. Bu durumda anne yavrusunun isteğine cevap vermeli ancak bu davranışında çok dikkatli ve ölçülü hareket ederek hiç bir zaman çocuğun egemenliği altına girmemelidir. Annenin yavrusu üzerine tüm sevgisi ve sevecenliği ile eğildiği bir günün gecesinde bebek rahat ve huzurlu uyuyorsa bu annenin gösterdiği özenin aşırı olmadığının bir kanıtı sayılabilir. Biraz büyüdükten sonra çocuğun yatağının yerini değiştirmek ve böylece onun başka birşeyler görmesini sağlamak veya bakacağı, dokunacağı bir oyuncağı eline tutuşturmak önerilebilecek yöntemlerdir. Çünkü her şey onun sıkıntısını gidermeye yardımcı olabilir.
Her zamanki gibi ağlamıyorsa
Şimdiye kadar anlatılan durumlardaki huysuzluk ve ağlamalar, sağlıklı bir çocuğun bazı doğal rahatsızlıklara karşı gösterdiği tepkileri yansıtmaktadır. Başka bir deyişle sağlam vücudun tepkisi de güçlü olmaktadır. Ancak kimi zaman bunun karşıtı olan durumlarla da karşılaşılabilir. Ağlamalar hafif ve daha çok inleme şeklindeyse, solunum hafiflemişse, üstelik bu belirtiler zamansız görülüyor ve çocuğun kafası yastıkta rahat durmayıp sağa sola sallanıyorsa bir hastalıktan kuşkulanılabilir. aBu durumda hemen ateşine bakmak ve doktor çağırmak yerinde bir hareket olur. Çocukta görülen belirtiler anlatılınca, doktor gözyaşlarının gerçek nedenini anlayacaktır. Önemli olan annenin olağan ağlamaları bu hastalık ağlamalarından ayırt edebilmesi ve duruma zamanında müdahale edebilmesidir.
Gecesi ile gündüzü belli değilse
Gözyaşlarının nedenlerine ayrılan bu bölümün son olasılığı, gece ile gündüzü birbirine karıştıran ve bu yüzden anne ve babalarını üzen bebeklerin durumudur. Bu bebekler, gündüzleri yemeklerini normal olarak yiyip rahatça uyur, fakat akşamları son mamadan sonra bir türlü uyumayıp, sürekli sallanmadıkları sürece saatlerce ağlayıp bağırırlar. Kimi zaman da başlangıçta uyusalar bile sabaha karşı saat iki sıralarında ağlamaya başlarlar. Yapılan incelemeler, geceleri düzensiz olan bu bebeklerin son mamalarını yemeleri gereken saatlerde uyuduklarını, annelerin ise yanlış bir davranışla emzirmek için onları uyandırdıklarını göstermektedir. Uyandırılan bebek sütünü iştahsız ve isteksiz emmekte, dolayısıyla da iyi sindiremeyip huysuzlanmaya başlamaktadır. Böyle durumlarda, bebeği hiç uyandırmamak gerekir. Bebek sabahın bir veya ikisinde uyanacak fakat altı değiştirilip karnı doyurulunca sabaha kadar rahatça uykusuna devam edecektir. Annelerin elinde ağlamayı bir anda durduracak mucizeler yaratan bir reçete yoktur. Ağlayan çocuğu hakkında kararı herkesten önce anne verecektir. Anne, yavrusunun ağlama nedenini objektif olarak araştırmaya ve en uygun davranışta bulunmaya çalışmalıdır. Sonuç olarak, bebeğe karşı izlenecek tutumun aşırı olmaması gerektiği söylenebilir. Evlendikten uzun bir süre sonra çocuk sahibi olan kişilerin yaptıkları gibi bebeğin her ağlamasında yatak ucuna koşup, telâşlanmak doğru olmadığı gibi, bebeğin ağlamalarını küçümsemenin veya mama saatini değiştirmemek konusunda ısrar etmek de yanlıştır.Sağlıklı bir bebeğin ağlamaları açlığını ya da
annesinin sevgisine ve varlığına gereksinmesini yansıtır.Bebeğin neşesiz ve iniltili davranışlarının anlamı ise değişiktir.Doğumdan sonra yeni bir dünyaya geldiğinin farkında bile olmadan beşiğinde yatan, yalnız acıktığı zaman tepki gösteren ve gece ile gündüzü bile ayırt edemeyen bebek, bir yaşını geçtiğinde yürüyen, derdini anlatabilen ve kendine söylenenleri anlayabilen bir çocuk olacaktır. Sevgisini açıklayabilecek veya birden bir kızgınlık gösterisinde bulunacaktır. Ondaki bu gelişimi iyi anlayabilmek için çocuktaki fiziksel ve ruhsal değişmeleri çok yakından izlemek gerekir. Bunu yaparken araştırmanın verimli olması için birbirlerine bağlı olan bu üç alandaki gelişmeleri iki ana başlık altında toplamak, yerinde olur. Birinci bölümde beslenme sorunları ile yakından ilgili olan boy ve kilo değişimleri, ikincisinde ise fiziksel ve ruhsal gelişme incelenecektir.

Leave a Reply