SPONSORLU BAĞLANTILAR

Çocuk Sağlığında Yapılması Gereken Önemli Öğütler

BAZI ÖĞÜTLER
Doktor eve gelince : Anne doktora teş­hisi kolaylaştırabilecek bütün belirtileri açıklamalı ve çocuğun dışkısının miktar ve niteliğini (renk, asidite; mukus, pıhtı ya da kan içerip içermediğini) belirtme­lidir. Eğer çocuk kusuyorsa, yemekten ne kadar zaman sonra ve kaç kez oldu­ğunu söylemelidir. Çocuğun hareketli mi hareketsiz mi olduğunu; vücudunda kasılmalar olup olmadığını; vücudunun belli bir yerini ısrarla elleyip ellemedi­ğini eğer ateşi varsa, her dört saatte bir makattan alınmış sıcaklığının kaç dere­ce olduğunu belirtmelidir. Bir bebeğin ateşi nasıl ölçülür ? Makat sıcaklığını ölçmede kolaylık sağlayan kısa ve yuvarlak bir derece alınır. Çocuk dizlerin üzerine ata biner gibi yerleştiri­lir ve sol elle çocuğun bacaklarının kı­pırdamasına engel olunur; sonra başı hafifçe vazelinlenmiş derece sağ elle makata sokulur.
Bir başka yöntem ise şöyledir:
Çocuk yan yatırılır ve sol elle, bacakları karnına doğru bükülür; sonra sağ elle derece sokulur. Derecenin türü­ne göre, kısa ya da uzun bir süre bekle­dikten sonra sıcaklık okunur. Derece olmadan ateş nasıl ölçülür ? Biri bozulunca öbüründen yararlanmak için evde iki derece bulundurulmalıdır. Bununla birlikte, derece bulunmadığın­da, örneğin bir yolculuk sırasında çocu­ğun ateşini ölçmek için pratik bir yön­temden yararlanılır. Bunun için, çocuğun nabız atışları sayılır. Dakikada 80 atışın genellikle 37°C’ye karşılık olduğu ve her 10 fazla vuruşun da 1°C’lik bir sı­caklık yükselmesini gösterdiği kabul edilir. Buna göre, nabız sayısı dakikada 90 olduğu zaman, ateş 38°C’tır; 100 ol­duğu zaman da 39°C’tır.
Nezle durumunda :
Eğer bebek burnun­dan güç soluk alıyorsa, burnundaki sü­mük eczanelerde bu amaçla satılan bir puvar (bir çeşit içi boş lastik top) ile emilip alınabilir. Ayrıca doktorun görü­şü alınarak, belsem (bir çeşit reçine) içeren buğular denenebilir. Çocuklara aerosol niteliği taşıyan ilâçlar uygula­mak çok güçtür. En iyi çare, gece çocu­ğun uyuduğu odanın havasına bu aerosollü ilâçtan püskürtmektir. Zaman za­man, çocuğun yastığını solunum açıcı belsemli bir buğuya tutmak gerekir.
Grip ya da bronşit durumunda :
Oda çok sıcak olmamalıdır. Kışın, çocuk içerde olduğu sırada odanın pencerele­rini açarak hava tazelemek doğru değil­dir. Çünkü dışarıdaki sıcaklıkla oda sı­caklığı arasındaki fark çok büyüktür. Ama odanın havası bir ozonizör yardımıyle temizlenebilir. Çocuk hastayken ve özellikle mikroplu bir hastalık söz konusuysa, süpürge ye­rine mutlaka elektrikli süpürge kullanıl­malıdır.
Çok sıcak ve çok kuru bir havadan nasıl kaçınmalı ? özellikle kış aylarında, ha­vaya ince su tanecikleri yayan nemlen­dirici aygıtlar kullanılmalıdır. Böylece çevre havasının normal nem oranı ko­runmuş olur.
Eğer böyle bir aygıt yoksa, nemli bir pe­çeteyi ya da bir köşesi suyla ıslatılmış bir bez parçasını radyatörün üzerine koymak da bu işi görür. Sobayla ısıtılan evlerde, oda içinde, çocuktan uzakta bir köşede bir tencere içinde su kaynat­mak da amacı gerçekleştirebilir.
Doktor idrar tahlili isterse :
Çocuk bir kaba işeyemeyecek kadar küçükse, sidi­ği toplamak için bir çare düşünmelidir. Bu iş, çocuğun penisini ağzı bağlanmış bir lastik torbacığa sokarak gerçekleşti­rilebilir. Eğer bebek kız ise durum daha güçtür. Bazı eczanelerde özel düzenek­ler bulunabilir; eğer yoksa, bebeğin ba­cakları arasına, yine bir plastik torba yerleştirilir.
Çocuk ilâcı içmek için ağzını açmazsa :
Tek çare burnunu sıkmaktır. Çok küçük­se ve kaşıkla içmesini bilmiyorsa, ilâç bir damlalık yardımıyle ağza akıtılabilir. Ayrıca, ilâcın akması için delikli küçük bir kapağı bulunan özel kaşıklardan da yararlanılabilir. Böylece, bebeğin bo­ğulma ya da ilâcı kusma tehlikesinin önüne geçilmiş olur.
Doktor fitil önerirse :
Islatılan ya da bi­raz vazelin sürülen fitil daha kolay girer. Tıpkı makata derece yerleştirir gibi uy­gulanır. Ayrıca anne, bebeğin anusunu zedelememek için parmağının ucuna bir parça bez dolamalıdır.
Doktor lavman yapılmasını isterse :
ön­ce şırınganın makata girecek olan ucu­na vazelin sürülür. Bu uç kısım, yetişkin-lerinki gibi sert olmamalı, lastikten ya­pılmalıdır.
İshal ya da kusma durumlarında :
Dok­tor su kaybetmemesi için çocuğa su içirilmesini öğütleyecektir. Aksi halde, çocuğun uğradığı su kaybını serum vererek giderme yoluna başvurulur. Ama, çoğu kez kendisine uzatılan fin­canı, bardağı ya da kaşığı gördüğünde tiksinti duyar ve kendisine içirilmek is­tenen şeyi inatla içmeyerek dışarı püskürür. Bu durumda, ona henüz hiç tat­madığı bir içecek verin; ya da onun için değişik olan bir kaptan, örneğin bir şişe­den, kupadan, hatta musluktan su içirin. Önemli olan ilk yudumu içmesidir; daha sonra, susamış olduğunu ken­diliğinden anlayacaktır.
Herşeyin ağza götürüldüğü çağ :
Çocu­ğunuz bir şey yuttuğunda, bu nesne solunum yollarını tıkarsa, bu yollar solu­numu engelleyecek kadar şişebilir ve çocuk boğulabilir. Bebek bu sırada ha­vasız kalmış görünümündedir ve bazen morarır. Bu durumda elinizi çabuk tut­malısınız. Çocuğu ayaklarından tutun ve baş aşağı sarkıtıp sarsın. Yuttuğu şeyi çıkarıncaya kadar sırtına elinizle ölçülü bir biçimde vurun.
Burnuna bir şey sokarsa: Telâşlanmayın çocuk boğulmaz; durumu soğukkanlı­lıkla karşılayın. Yabancı nesne çok kü­çük olan burun deliğinden içeri girmişse, yuvarlak uçlu küçük bir pensle çıkarma­ya çalışın. İyi sonuç alamazsanız, öteki deliğe soğuk su şırınga edin; su çıkmak için tıkalı delikten geçmek zorundadır. Böylece çıkan su yabancı nesneyi de beraberinde sürükler. Ancak bu çareler doktor bulunamadığı zamanlarda ve soğukkanlı iseniz başvu­run. Yine de, en iyisi çocuğu doktora götürüp, burnundaki nesneyi onun çı­karmasını sağlamaktır. Bebekte çırpınmalar görülürse : Hemen doktor çağırın. Doktor gelinceye kadar, bebeğe şekerli su içirin ve yaptığı kont­rolsuz hareketlere dikkat edin. Dişleri varsa, dilini ısırmasını önlemek için diş­leri arasına bir mendil sokun.
Çocuk sürekli hıçkırırsa :
Hıçkırığı geçir­mek için en iyi çare bebeğe birkaç dam­la limon suyu içirmektir.
Sütü genzine kaçırır ve soluk alamazsa :
Ayaklarından baş aşağı tutun ve yuttu­ğunu çıkarıncaya kadar sarsın. Sonra, birkaç dakika kollarını yavaş yavaş bir­birine kavuşturup açarak soluk almasına yardım edin.
Bir böcek soktuğu zaman :
Sokulan yeri hemen su ve sabunla yıkamak ve arka­sından bir antiseptik (alkol, tentürdiyot, v.b.) ya da uygun bir merhem sürmek gerekir.
Bebek uzun zaman güneşte kalmışsa :
Bu durumda çocuk ateşlenmiş ve sersemlemiştir. Aynı durum arabayla yol­culuk sonunda görülebileceği gibi, aşırı sıcak bir odada uzun süre kalmak da bu durumu yaratabilir. Bu kez çocuğu başı­na nemli bez koyarak serin bir yerde dinlendirmek gerekir. Daha sonra tuzlu su (bir bardak suya bir kahve kaşığı tuz) içirin. Böylece organizma için gerekli tuz dengesi sağlanmış olur. Güneş çarp­ması deride ciddi yanıklara yol açmışsa, acıyan yerlere nemlendirici ve serinle­tici bir krem sürün. Böyle bir krem yok­sa, suyla ve sirkeyle kompres yapın, sonra doktora gösterin. Genç anne, bebeğinin başına bir şey ge­lince hemen telâşlanır. Babanın da, ço­ğu kez, ona büyük bir yardımı olmaz. Bu gibi durumlarda, insanın sinirlerine hâkim olması gerekir.
Çocukta, ruhsal gelişim ve hareketsel gelişim birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Ha­reketsel gelişim çocuğa isteklerini be­lirtme kolaylığını sağlar. Ruhsal uyar­malar ise, çocuğu belli bir amaca yöne­lik hareketler ve davranışlar bulmaya iter. örneğin çocuğun çevresindeki ki­şileri tanıması için başını sağa sola çevi-rebilmesini ve gördüklerini ayırt edebil­mesini beklemek gerekir. Çocuk, bun­dan sonra yani ancak bir algılar bütü­nünün bilincine vardıktan sonra istediği bir nesneye, örneğin eğilerek, ulaşmaya çabalayacaktır.
Ruhsal gelişme gibi hareketsel gelişme de bazen yavaş yavaş bazen de beklen­medik sıçramalarla gelişir. Örneğin bir gün önce hiç bir şey farketmeyen çocuk ertesi gün karşısındaki kişiye gülebilir. Çocuk kendisinde keşfettiği yetenekleri yavaş yavaş birleştirir ve birden bire so­nuca ulaşır.
Biz burada, normal bir gelişimi belirle­yen olaylara dayanarak, çocuğun temel gelişme evrelerini inceleyeceğiz. Böyle­ce, anne babalar çocuklarının gelişimini izleyebilecekler ve gelişhnede bir gecik­me gördüklerinde zamanında müdahale edebileceklerdir.
Vereceğimiz kronolojik belirtiler, yakla­şık değeri olan bilgilerdir. Olayları örne­ğin üç ay gibi yeterince uzun bir dönem­de değerlendireceğiz. Çocuğun fizyolo­jik ve ruhsal gelişimini dikkatle gözle­mek gerekirse, endişeli ve aşırı kuşku­larla yapılan bir gözlemin tehlikeli ola­cağını belirtmek gerekir. Anne babalar çocuklarından mucizeler beklerler. Ön­görülen süreler içinde çocuk belli bir sonuca ulaşamazsa, onun hakkında yanlış ve sonradan düzeltilmesi zor bir kanıya saplanırlar.
“Kitapların yazdığı gibi” değil diyerek, çocuğun ağır ve tembel ya da insanlarla iyi ilişki kuramadığı için yabanıl oldu­ğuna inanan anneler babalar vardır. Tembel ve yabanıl olduğu kanısına va­rılan çocuk, artık gerektiği gibi uyarılmayacaktır. “O kadar tembel ki, ondan pek bir şey beklenemez”; ya da “uğraş­mak boşuna, bu bir ahmak” diye düşü­nen anne babaların çocukları kaçınıl­maz olarak tembel ve ahmak olacaktır. Eğer anne babalar biraz daha sabırlı olurlar ve çocuğu kendiliğinden geliş­meye bırakırlarsa, büyük bir olasılıkla hiç bir endişelendirici durumla karşılaşmayacaklardır. Kısacası, çocuğun geli­şimini büyük bir dikkatle, ama önyargı­lara dayanmadan izlemek gerekir. Bununla birlikte, çocuğun hareketsel ya da ruhsal gelişiminde gerçek bir gecik­me söz konusu olduğu zaman, kocakarı ilâçlarıyle ya da saçma tedavilerle oya­lanmamak gerekir. Doğru bir teşhise ancak ciddi bir sinirsel ve ruhsal muaye­neden sonra varılabilir.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

Reklam İçin İletişim Adresi: ismail.001@hotmail.com Telefon: 0542 219 21 99