Çocuk Yaşamının İlk Üç Ayı » Sağlık bilgileri

Çocuk Yaşamının İlk Üç Ayı

YAŞAMIN İLK ÜÇ AYI
Duruşlar ve hareketler: Çocuk zamanı­nın en büyük bölümünü beşiğinde geçi­rir. Genellikle, başı bazen bir yana, ba­zen öbür yana dönük olarak sırt üstü ya­tırılır. Bebek çoğu kez yalnız bir duruşu kabul edecektir.
Haftalarca aynı biçimde yatarsa, boyun kasları ağrıyabilir ve kafatası ve yüz kemiklerinin gelişiminde bozukluklar ortaya çıkabilir. Birinci ve ikinci aylarda bu durum bebeğin yastığının altına ve yanına birkaç kez katlanmış yumuşak bir bez koyarak düzeltilebilir. Böylece bebeğin, duruşunu kendiliğinden kolay­ca değiştirmesi sağlanır. İkinci ayın so­nundan itibaren, daha aktif bir düzelt­meye girişilebilir; örneğin çocuğa ışık ‘ ya da ses uyarıları verip başını istemli olarak çevirmesi sağlanabilir. Bunun için beşik pencerenin karşı tarafına ge­lecek şekilde yerleştirilir, ya da beşiğin bir tarafına çocuğun dikkatini çekecek bir duvar saati veya bir oyuncak konur. Duruş biçimlerini değiştirmek yararlıdır. Örneğin, airt üstü, önce bir yana sonra öbür yana, yüz üstü gibi yatış biçimleri denenmelidir. Çocuğun bacaklarını ha­vada hareket ittirmesini sağlamak için, altını değiştirme işleminden yararlan­malıdır. Çocuk bu pedal çevirme hare­ketlerini kendiliğinden yapmazsa, ayak­larının altını gıdıklamak gerekir. Böyle yapınca, kıpırdamaya ve ayak parmak­larını hareket ettirmeye başlar. Bu hare­ket ayak kemeri kaslarının oluşması için çok yararlıdır. Çocuk üç yaşına kadar düztabandır ve ayakları tombuldur. Ayak kemeri zamanla oluşur. Bir başka yararlı alıştırma ise, açması için elleri­nin üstünü, sonra da kapaması için avuç içini gıdıklamaktır. Böylece çocuk tut­ma refleksini kazanacak ve nesneleri yakalamayı daha çabuk öğrenecektir, ilk ay boyunca, çocuğun hareketleri kes kin kısa ve bütünüyle kontrolsuzdur. Daha sonra, bu hareketlerde bir düzen­lenme görülür; kollar ve bacaklar bakı­şımlı olarak kıpırdarlar. Üçüncü ayda, çocuk önce bir bacağını sonra öbürünü gevşeterek ani tekmeler atmayı başarır. Üç aylık olunca, bir nesneyi tutabilir; ama bu nesneyi avucunda sıkarken par­maklarını bilinçli olarak kullanamaz. Oturur durumdayken, bebeğin belkemi­ği, doğduğu zamanki gibi hafifçe eğri­dir. Baldırlar gövde üzerine kıvrılır; ba­caklar baldırların altında kalır; baş diz­lerin üzerine düşer. Bu durumda bebek başını kaldıramaz; önce kollar pazılar üzerine bükülür. Başını sallar, ama ikinci ayın sonuyla üçüncü ayın başlarına doğru başını sadece birkaç saniye için bile olsa dik tutabilecek hale gelir. Görme ve dil: Çocuk üç aylık oluncaya kadar, ne renkleri ayırt edebilir ne de boşluktaki derinliği algılayabilir, örne­ğin, bir şeyi tutmak istediği zaman, amacına ulaşıncaya kadar birçok dene­melerde bulunmak zorunda kalır. Bu­nunla birlikte, görüş alanı içine giren bir nesneyi gözleriyle izleyebilir. Durma­dan kıpırdayan gözler nedeniyle, anne­nin yüzü özellikle ilgisini çeker. Bebek, iki aylık olunca, ilk sesleri çıkar­maya başlar. Açık sesler (“a” gibi) hoşu­na gider Bu sesleri defalarca tekrarlar ve dinler. Böylece hem dilini, hem ku­lağını alıştırmış olur. Çocuk bu sesleri genellikle meme emdikten sonra ya da altı değiştirilirken, yani rahatladığı za­man çıkarır. Denemelerin verdiği zevkle tecrübelerini artırır.
Psikologlar bebeğin seslerini, ürettiği ilk ürünler olarak yorumlarlar. Bebek bu sesleri çıkarmakla bir şeyler yaratmış olduğu düşüncesine kapılır. Bu sesler çocuk için somut değer taşır ve bu ses­lerle kendi kendisine arkadaşlık eder. Aynı rolü daha sonra oyuncakları yükle­necektir. Ses çıkarmakla bebek o kadar mutlu olur ki, annesini istemeyi bile unutur.
Ruhsal yaşam : Bebeğin evreninin nasıl anne göğsüyle ve kendisini okşayan ellerle sınırlandığını daha önce görmüş­tük. Çocuk bu organları kendisinden bi­rer parçaymış gibi hisseder. Birinci ayda çocuğun bütün ruhsal etkinliği, elde et­tiği duyumları belleğine yığmak, sonra bunları düzenleyerek kendi dışındaki nesnelerden geliyormuşcasına yeniden tanımaktan ibarettir. Bu olayların ger­çekleşme süresi uzundur ve çocuğun duyumsal ve hareketsel gelişimine bağ­lıdır. Ama, temel evreleri ilk aylardan itibaren, ayırt etmek mümkündür. Çıka­rılan ve duyulan ilk sesler çocuğa kendi dışında nesnelerin var olduğu izlenimini verir.
Çocuğun bir yandan görmesi gelişir, öte yandan özel görüş alanı oluşur. Kendisi­ne yiyecek verirken ya da altını değişti­rirken sık sık annesinin yüzüyle karşıla­şır. Çocuk bu yüzü henüz tanımamakta­dır. Bununla birlikte, “göz-ağız-burun” görüntüsü çok iyi algılanır. Bunun en iyi kanıtı, üç aylığa doğru, bebeğin gördü­ğü her yüze gülümsemesidir. Psikolog­lar bunu “gülücükle cevap” adını verirler buna “gülücükle cevap” adını verir uyarıya karşı gösterdiği ilk tepkidir. Küçük çocukların gelişme sorunlarıyle en çok ilgilenen psikologlardan biri olan Dr. Spitz bu olayı incelemek için çeşitli deneyler yapmıştır. Bu deneyler sırasın da, çocukların ancak hareket halinde olan ve tam cepheden görülen yüze gül­düklerini farketmiştir. Eğer yüz yana dö­nerse, çocuğun gülümsemesi kaybolur. Bazı erken gelişmiş çocuklar ise, artık görmedikleri gözü bakışlarıyle ararlar. Bulamazlarsa, ümitsizliğe düşerler; ço­ğu zaman da ağlamaya başlarlar. Dr. Spitz yüze hareketli bir maske takarak denemede bulunmuştur. Bebek bu mas­keye de gülmüştür. Buna karşılık, önü­ne sabit gözlü bir oyuncak bebek konul­duğunda gülmemiştir.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>