Çocuklarda Böbrek Kanseri
Çocuklardaki böbrek kanseri, bir böbrek blastomudur (nefroblastom). Erişkinlerdeki böbrek kanserinden bütünüyle farklıdır. Embriyo kökenli, bu nedenle çeşitli dokular kapsayan karmaşık bir urdur: Wilms uru. İçinde böbrek lopçuğu taslakları, kassal, kıkırdaksal, hattâ kemiksel bağdokusu öğeleri bulunur.
Wilms uru, yeni doğmuş çocuklarda ve çocuklarda kan kanserlerinden sonra en sık rastlanan
Aort yoluyla böbrek atardamarı içine iğneyle karşıt madde verilerek çekilen seçici atardamar filmi, böbrek kanseri teşhisinde önemli ve çoğunlukla mutlaka uygulanması gereken bir incelemedir.
Böbrek kanseri çoğunlukla başka organlara yayılmalarından biriyle ortaya çıkar. Lenf yolları filmi, kanserin lenf düğümlerine yayıldığının erken olarak saptanmasını sağlar.
Özellikle 1-4 yaş arasındaki küçük çocuklarda görülür; kalıtımsal olmadığı sanılmaktadır.
Hemen her zaman tek başına ve tek yanda olan ur, bazen doğuştan oluşum bozukluklarıyla birliktedir: Boşaltım-üreme sistemi oluşum bozuklukları; gözlerle ilgili oluşum bozuklukları.
Göz anormallikleri son derece anlamlıdır ve normalde rastlanma oranlarının 50 000′de 1 olmasına karşılık, bu kanserlerde yüzde 2 oranında görülürler. Özellikle, katarakt ile birlikte iris yokluğundan oluşurlar.
TEŞHİS Klinik belirtiler
Belirtiler her şeyden önce karınla ilgilidir. Karında büyüme ve karın ağrıları çoğunlukla bozuklukları özetler. Genellikle anneleri, çocuğun karnındaki şişliği görür ya da çocuğu yıkarken uru eliyle duyarak hekime getirirler. Niteleyici bir olay, bu ur kütlesinin hızla büyümesidir: Kısa sürede iri, sert, kabarık, ağrısız bir ur haline gelir; ilerlemiş durumlarda karın organlarında bası belirtileri ortaya çıkar.
Bazen kan işeme gözlenir, ama yalnızca mikroskop incelemesinde anlaşılır; aralıklı ve kararsızdır
Genel durum uzun süre bozulmaz.
Tamamlayıcı muayeneler
Biyolojik incelemeler kesin hiç bir bilgi vermez. Yalnızca röntgen filmi kesin teşhisi sağlar. Hazırlıksız çekilen filmde, urun gölgesi çoğunlukla görülür. Böbreklerin ilacı genellikle yavaş süzmesi, damar içine karşıt madde verilerek boşaltım sistemi incelemesinde 24 saate kadar varan geç filmler çekilmesini gerektirir.
Ön-arka filmde, başlıca belirti biçimi bozulmuş, ezilmiş, parçalanmış çanakların yön değiştirmesidir.
Yandan çekilen filmler, Wilms urlarının önemli bir ayırıcı belirtisini ortaya koyar: Çanakların öne doğru yer değiştirmesi. Hastaların yüzde 5-10′unda böbrek saydamsızlaşmaz.
Çocuklarda birçok tehlikesi olduğu için, ters yönlü sidik borusu-böbrek filmi çekme yerine, böbrek atardamarı filmi çekmeye başvurulur; ama çok küçük çocuklarda, bu yöntemin de sakınılması gereken tehlikeleri vardır.
Göğüs röntgeni mutlaka çekilmelidir; çünkü bu kanserde, akciğere yayılmalara oldukça sık rastlanır.
EVRİM
Çocuklarda böbrek kanserinin evrimi ve geleceği önceden kestirilemez. Bununla birlikte iyileşme yüzdesi, cerrahi tedaviye ışın tedavisinin ve aktinomisin D ilacının eklenmesinden bu yana oldukça artmıştır; çocuklardaki böbrek kanseri artık, mutlaka ölümle sonuçlanan bir hastalık değildir. Günümüzde hasta çocukların yüzde 60′ından çoğu iyileşebilmektedir. Ayrıca tedaviden 2 yıl sonra hiç bir yayılma belirmezse, hastaların yüzde 95′inde kesin iyileşme sağlanır.
Akciğere yayılmalar bulunması da artık günümüzde ölüm demek değildir. Bu hastaların en aşağı yarısı, kesin olarak kurtarılabilmektedir.
Geleceği en kötü olan yayılmalar karın içindedir. Çok az rastlanan bu yayılmalarda da çocuk ne kadar küçükse, tam ve kesin iyileşme şansı o kadar yüksektir.
AYIRICI TEŞHİS
Wilms urunun teşhisi genellikle kolaydır: Büyük karaciğer; büyük dalak; doğuştan bir sidik yolları engelinin oluşturduğu hidronefroz sonucu büyük böbrek. Sempatik sinir düğümü uru (sempatom), böbrek kanserine benzeyen iri hacimli bir urdur. Teşhisi için 2 öğe gerekir. Damar içine karşıt madde verilerek çekilmiş boşaltım sistemi filmi, itilmiş, içinde bulunan ur tarafından ezilmiş bir böbrek gösterir. Ama teşhise götüren, sempatik sinir düğümü urunun bol miktarda salgıladığı «katekolaminler» denilen maddelerin ölçümünün yapılmasıdır.
TEDAVİ
Tedavi ışın tedavisi, cerrahi tedavi ve ilaç tedavisini birleştirir. Başka bir organa yayılma (metastaz) yoksa, ameliyat öncesi ışın tedavisi, ışın tedavisinin bitiminden 8 gün sonra böbreğin çıkarılması ve ameliyat sonrası ilaç tedavisi uygulanır. En çok kullanılan ilaçlar aktinomisin D, streptomisin grubundan kanser antibiyotikleri ve Cezayir menekşesinden elde edilen vinkristindir.
Ameliyat sonrası ışın tedavisi, böbrek çevresi dokulara yayılmalar varsa uygulanır.
Akciğere yayılmaların tedavisi genişliklerine göre değişir. Röntgende görünen bir tek yayılma ve aynı yanda birkaç küçük yayılma bulunan en elverişli durumlarda, sınırlı bir cerrahi çıkarım yeterlidir. Ameliyattan sonra aktinomisin ve vinkristin tedavisi çoğunlukla iyileşmeyi tamamlar.
Yayılmalar çok sayıdaysa ya da her 2 akciğerdeyse ameliyat olanaksızdır; ışın tedavisi ve aktinomisin D tedavisi uygulanır. Sonuçlar pek iyi değildir.
Karın içine yayılmalar ışınlanır ve gerektiğinde ameliyat edilir; ama uzun süreli iyileşmelere ender rastlanır.


Leave a Reply