Çocukların 1-3 Yaş Arası Beslenme Özellikleri
Çocuğun bir yaşından önceki ve hemen sonraki beslenme şekli pek farklı değildir; yalnız, ilk yaşlardaki ile beş-altı yaşlarındaki çocukların beslenmesinde gözetilecek esaslarda önemli ayrılıklar vardır. Küçük çocuğun diş durumu gibi yapısal özellikleri, davranışları, istekleri, deneyimleri, yapmak istedikleri ve yapabildikleri çelişkilidir, uyumsuzdur. Bu sebeple ilgi ve yardıma muhtaçtır. Kendi kendine bırakılmayıp denetim altında tutulması ve beslenmesinin bu özelliklerine göre düzenlenmesi gerekir.
1-3 yaş grubu çocuklarının beslenmesi şu esaslar doğrultusunda düzenlenir:
1. Çocuk büyüdükçe, besin gruplarından verilecek yiyeceklerin miktarı artırılır.
2. Diyet, yeni besinler eklenerek çeşitlendirilir.
3. Yiyecekler, çocuğun diş yapısı ve çiğneme özelliğine uygun olarak hazırlanır. İlk yaşlarda, diyetin önemli kısmını yumuşak besinler oluşturur. Aşamalı olarak diyete taneli, katı sert besinler eklenir.
4. Diyet ve öğünler çocuğun davranış ve duygusal özellikleri gözetilerek düzenlenir.
5. Çocuğun, uygun ortam ve durumda, gereksiz engellemelerden kaçınılarak ve yardım edilerek yemesi sağlanır.
Her çocuğun gelişim ve kişilik özellikleri bazı değişiklikler gösterir. Bu nedenle, temel ilkelere bağlı kalmak ve besin gruplarından alınması gereken yiyecekleri yeterince vermek koşuluyla çocuğun beslenmesi, çocuğun özelliklerine uygun olarak düzenlenmelidir. Çocuk büyüdükçe alması gereken yiyecek miktarında artış olmaktadır; ancak yetişkinler kendi tükettikleri miktarla karşılaştırarak çocuğun yediğini genellikle az bulmakta, çocuğu zorlamakta ve ters sonuçlar almaktadır. Bazı çocuklar ise, aşırı miktarda yiyerek daha ilk yaşlarda şişmanlamaya başlamaktadır. O nedenle, aile bireyleri çocuğun yemesi gereken miktarlarda gerçekçi olmak, çocuğu yönlendirmek zorundadır. Çocuğa gereğinden fazla yiyecek verilerek ilgisi azalülmamalı, büyükler kadar yemesi beklenmemelidir.
Çocukların bir kısmı taneli besinleri çiğnemekte güçlük çekerler ve almak istemezler. Bu çocuklara yumuşak yiyecekler ve ezmelerin yanı sıra, kolay çiğnenebilecek meyveler verilerek alıştırılmalıdır.
Çocukların bazıları genellikle iki yaşlarında, yiyeceklere günden güne, öğünden öğüne bile değişik yaklaşım gösterebilir. Severek yediklerini bile reddedebilirler ya da tersini yapabilirler. Bu aynı yiyeceğin aynı şekilde ve sık verilmesinden, açlık duygusunun belirmemesinden ya da başka bir ruhsal gerginlikten kaynaklanır. Yememek için direnen, saçıp savuran çocuğa zorla yedirmeye çalışmamalıdır. Hırçınlık göstermeden ve önemsemiş gibi gözükmeden yemek kaldırılmalıdır. Çocuk; yemeğin oyuncak, beslenmenin bir oyun olmadığını sezmeli; çocuğun yemek istemediğini ya da aç olmadığım da yetişkinler anlamalıdır. Bu durumda en uygun yol, çocuğun yemek istemesini ya da açlık belirtileri göstermesini beklemektir.
İlk yaşlardaki çocukların yapmaya çalıştıkları ile yapabildikleri farklılık gösterir. Çocuk kendi yöntemleriyle ve kendi kendine yemek ister, ama bunu yardımcısız beceremez. Kaşığı, bardağı tutmak isteyen, beceriksiz de olsa ağzına götürmeye çalışan çocuk özendirilmeli, caydırıcı davranışlarda bulunmayıp yardım edilmelidir.
Çocuğun kullanacağı tabak, kaşık, bardak, kolayca tutabileceği biçimde, büyüklükte ve dayanıklı olmalıdır. Düz ya da çok çukur tabak yerine, kenarlı ve çocuğun yemeği kaşığa kolayca alabileceği derinlikte tabak kullanılmalıdır. Bardak saydam’ve küçük olmalıdır.
Çocuğun bütün giydikleri, önlüğü, iskemlesi, masası, kullandığı her türlü araç kolay temizlenebilecek özellikte olmalıdır. Masası, iskemlesi uygun büyüklükte ve yükseklikte olmalı, çocuk rahat hareket edebilmelidir. Küçük çocuk, düzgün ve döküp saçmadan yiyemeyeceğinden çevreyi de koruyucu önlem alınmalı, temizliği kolay örtü, önlük ve benzeri kullanılmalıdır. Tersi durumda, annenin çocuğa davranışı olumsuzlaşır. Bu da çocuğun beslenmeye ilgi ve isteğini azaltır. Çocuğun önlüğü, masa ve iskemlesi gibi kullandığı eşya ve araçlar renk yönünden de uygun olmalı, canlı renkler seçilmelidir.
Küçük çocuklar, yiyeceklere dokunmaktan, kendi kendilerine yemekten hoşlanırlar. Uygun yiyecekler, tabağına elle alabileceği büyüklükte ya da birer lokmalık parçalara ayrılarak verilebilir. Kayısı, şeftali, armut gibi meyvelerin yumuşak olanları, kavun karpuz, çilek, portakal dilimi, marul, havuç gibi sebze ve meyveler çocuğa verilir. Zarı, kabuğu, çekirdeği iyice temizlenip parmak büyüklüğünde, eliyle tutabileceği büyüklükte birkaç çeşit yiyecek çocuğun tabağına konup istediğinden alması sağlanır ya da eline verilir.
Yiyecekler, renk, doku, kıvam ve şekil yönünden çocuğun hoşuna gidebilecek nitelikte hazırlanmalıdır. Besinlerin bü şekilde hazırlanması, ilk yaşlarda bile çocuğun beslenmeye karşı ilgisini artırır ve daha düzenli beslenmesine yardımcı olur. Örneğin, kasedeki çiçek motifini görmek için yemeğini bitirir, mahal-lebisi içine konmuş renkli küçük bir meyve; yumurta sarısı üzerindeki maydanoz gibi bir yeşillik çocuk için hoş bir süpriz olabilir. Bu ve benzeri uygulamalar, özellikle iştahsız çocuklann yemesini kolaylaştırabilir. Ancak, çocuğun gelecekte aynı uygulamaları bekleyecek, bir yiyeceği başka türlü tüketmeyi engelleyecek alışkanlık kazanması da önlenmelidir. O nedenle, her yiyeceğin değişik şekillerde hazırlanarak yedirilmesi daha uygundur.
Küçük çocuklann beslenmesinde gözetilmesi en önemli noktalardan biri de, onlan kazalara karşı korumaktır. Kesici, batıcı, kolay kırılabilen, bıçak, çatal, tabak, cam bardak gibi araçlar kullanılırken, özellikle ilk yaşlarda dikkatli olunmak, bunlan ve benzerlerini çocuğun yanında bırakmamalıdır. Çocuğun uzanabileceği, bir şey üzerine çıkarak alabileceği yerlerde; yiyecek, zararlı madde,, ilaç, kesici, batıcı, yamçı madde bulundurulmamalıdır, tik yaşlarda çocukların, ellerine geçen her şeyi ağızlanna götürdükleri, sürekli denetim altında tutulmaları ve korunmaları gerektiği unutulmamalıdır.
Küçük çocuklara; fındık, fıstık, çekirdek, küçük taneli, sert kabuklu ve çekirdekli meyveler; kemikli et, kılçıklı balık verilmemelidir. Karpuz ve kavun gibi meyveler çekirdekleri temizlendikten; erik, şeftali, elma gibi meyvelerin kabuğu soyulduktan sonra verilmelidir. Çekirdek, kemik, kılçık gibi sert maddeler çocuğun yemek ve soluk borusuna kaçabilir, takılabilir ve çok tehlikeli olabilir.













Leave a Reply