Bağlantılar

Son Eklenenler

Bağlantılar


« Çift Yumurta İkiz Bebekler(Çocuklar) | Main | Doğum Yaklaşırken »

Doğuma Hazırlanırken Neler Yapılır Nelere Dikkat Edilir

By admin | Temmuz 19, 2008

Gebe bir kadının anneliğe yoğun bir bi­çimde fakat sakin ve ciddi olarak hazır­lanması gerekir. Doğuma ruhsal açıdan hazırlanma konusunda, bazı ülkelerde hastanelerde ve bu alanda uzmanlaşmış kliniklerde kurslar düzenlenmektedir. Doğum yapacak kadınlara bu kursları genellikle gebelik döneminin yedinci ayında izlemeleri salık verilmekte ise de, olanak bulabildikleri takdirde daha önce izlemelerinde de hiç bir sakınca yoktur.
Gebe bir kadını sürekli olarak rahatsız eden endişeler, çok kere kulaktan duy­ma sözlere dayanır. Bebek bekleyen bir genç kadına, daha tecrübeli büyükleri­nin, biraz övünmenin, biraz da hepi­mizde varolduğu muhakkak olan sadist duyguların etkisi ile en korkutucu, en üzücü şeyleri gelişigüzel anlattıkları bir gerçektir.
İşte bu yüzden, gebelik ve doğum konu­sundaki bilimsel ve objektif bilgilerin kadına yalnız gebelik süresinin son ev­resinde verilmesi halinde, onu bu döne­me kadar üzen tüm endişeleri birdenbi­re silip atmak oldukça zor olur. Bu nedenle, geleceğin annesini karşıla­şabileceği her şey için mümkün olduğu kadar önceden ve büyük bir açıklıkla uyarmak yerinde olacaktır. Doğuma hazırlama kurslarında öğretilen jimnas­tik, soluk alma ve rahatlama hareketle­rini sabırla ve düzenli olarak tekrarlayan kadın, doğuma daha hazırlıklı ve be­densel zorluklara daha kolay dayanabi­lecek duruma gelecektir. Söz konusu kursların üç amacı vardır: İlk amaç doğum yapacak olan kadına doğurma işleminin yürütülmesi konu­sunda bilgi vermek ve böylece onun do­ğumu gerçekleştirecek kimselerle uyum­lu bir işbirliği yapmasını sağlamaktır. İkinci amaç kadına, doğum sırasında kolaylık sağlayacak çeşitli soluk alma yöntemlerini öğretmektir. Son amaç ise, uygun jimnastik hareket­leri ile, doğumun değişik aşamalarında çalışması gereken kasları bu düzene alıştırmak, kısaca kadının, kolay doğurabilmesi için belli hareketlere alışması­nı sağlamaktır.
Kadını doğuma ruhsal açıdan eğiterek hazırlama yöntemi, hiç ağrısız bir do­ğumu gerçekleştirebilme amacıyle orta­ya atılmıştır. Fakat fiziksel ağrıların ku­ramsal olarak yok edilmesi mümkün görünse de. deneyler, uygulamada hiç bir kadının bunu başaramadığını göstermiş­tir. Bu nedenle, günümüzde bu konuda daha sınırlı davranılmakta ve ağrıların yok edilmesi yerine, onları biraz hafif­letmek ve kadının geçireceği büyük de­neyi daha gerçekçi olarak karşılamasını sağlamak amacını güden ruhsal ve be­densel yardım yönteminden söz edil­mektedir.
Yukarıda adı geçen kurslar boyunca doktorlar, hemşireler ve fizik tedavi uz­manları, öğretici malzemenin de yardımıyle doğumun çeşitli aşamalarını din­leyicilerinin gözleri önüne sererler.
1- Göğüs solunumu: Sert bir yatak veya bir halı üzerine uzanılır, yavaşça soluk verilir ve alınır.
2- Karın solunumu: Yavaşça derin soluk verilir ve karın çeperini kaldırarak soluk alınır.
3- Tam solunum: önceki iki alıştırmanın birleşmesinden meydana gelir. Soluk verildikten sonra, bir el karın, öbür el de göğüs üzerine konur. Önce karın, sonra göğüs şişirilerek soluk alınır, önce kaburgalar indirilip, sonra
karın kasları kasılarak yavaşça soluk verilir.
4- Uzanmış durumdaki gevşeme: Dizlerin altına bir yastık konur. El sıkılıp açılarak, örneğin kolda, bir kas demeti kasılır. Sonra öbür kaslar da kasılıp gevşetilir.
5- Yan yatarak gevşeme: Yan yatarak ve bir bacağı hafitçe büküp bir yastığa dayayarak, kas gevşetme alıştırmaları yapılır.
6- Yoga duruşunda gevşeme: Diz çökülür ve ökçeler üzerine oturulur, dizler hafifçe açılır. Eller dizler üzerine konur, sırt kamburlaştırılır, baş eğilir. Sonra vücuttaki bütün kaslar kasılır ve gevşetilir.
7-8-9- Karın ve sırt kaslarını güçlendirme: Kolları hafifçe açarak ve dizleri yapıştırarak 7 no.lu resimdeki duruş alınır. Sırt ve karın kasları gevşetilir. Sonra sırt kasları kasılır ve baş kaldırılır [8]. Arkasından, karın kasları kasılarak ve baş kollar arasına eğilerek sırt kamburlaştırılır (9).
10- Apışarası kaslarını güçlendirme: Resimde görüldüğü gibi bağdaş kurulur, eller dizlere dayanır ve itilir.
11 -12- Apışarası kaslarının ve oylukların güçlendirilmesi: Yere uzanılır, ayaklar hafifçe açık tutularak dizler bükülür. Eller oylukların iç yüzüne dayanır, sonra dizleri yaklaştırmaya çalışılır, ancak ellerle buna engel olunur.
13-14- Bacak kaslarını güçlendirme: Yere uzanılır dizler bükülür. 14. resimdeki gibi sağ bacak yavaşça kaldırılır. Daha sonra da sol bacak kaldırılır.
15- Sırt kaslarını ve bacakları güçlendirme: Dizler göğüs üzerine doğru bükülür, sonra baş dizlere yaklaştırılır.
Böylece, önce dölyatağı boyun bölü­münün yavaş yavaş kaybolarak, ilgili kasların gittikçe daha sık aralıklarla ve daha kuvvetle kasılması sonucu, dölya­tağı ağzının, bebeğin kafasının geçme­sine olanak verecek kadar genişlediği “genişleme” aşaması; sonra, bebeğin gün ışığını görmesi ile biten “çocuğun dışarı atılması” aşaması; ve son olarak da çocuk sonunun (plasenta) dışarı atıl­dığı aşama tüm ayrıntılarıyle izlenebil­mektedir.
Bu aşamaları doğumdan önce izleyen kadın, doğuma ruhsal ve bedensel ola­rak hazırlanmanın temelini oluşturan jimnastik hareketlerini ve solunum bi­çimlerini öğrenmenin yararlılığına içten­likle inanacaktır. Bunun yanında, kurs sırasında, gebe kadınların kendi arala­rında, fakat yetkili uzmanların yöneti­minde sürdürecekleri tartışmalar, onla­rın çeşitli endişelerini de yok edebil­mektedir.
Böylece kadın, edindiği bilgiler sonucu, doğum olayına yabancı kalmak yerine artık kendisi için tam bir açıklık kazanan bu olaya bizzat katılabilecek ve doğum süresince kendisinden istene­cek işbirliğini gerçekleştirme yeteneğini kazandığından, bu sürenin kısaltılıp, ağrıların hafiflemesini de mümkün kıla­bilecektir.
Solunum çalışmaları : Doğuma hazırla­yıcı solunum alıştırmaları iki ana kav­ramdan hareket ederler:
* Düzenli ve doğru soluk alan anne, bebeğin, doğum şokuna daha rahat kar­şı koymasına olanak verecek oksijeni sağlar;
* Solunum hareketleri sırasında diyaf­ram aşağı yukarı inip kalkar ve inişte dölyatağım üstten alta doğru sıkıştırır­ken, kalkışta dölyatağına gerekli geniş­leme düzeyine bir an önce ulaşabilmesi için serbestçe çalışabilme olanağını sağ­lar.
Bu iki ana ilkenin ışığı altında, doğum sırasında yarar sağlayacak çeşitli solu­num şekilleri şunlardır:
a) Göğüs kafesi solunumu : Sırt üstü ya­tıp, hareketi daha iyi kontrol edebilmek için bir el karına diğer el de göğsün üze­rine konulacak, sonra karnı hiç oynat­madan göğüs kafesi mümkün olduğu kadar şişirilecektir. Bu solunum şeklin­de diyafram aşağı iner ve dölyatağının dip kısmına basınç yapar.
b) Alınan havayı içeride tutarak yapılan solunum : Yukarıda anlatıldığı gibi derin bir soluk alıp göğüs kafesini şişirdikten sonra, alınan hava, ilkin on saniye sü­reyle akciğerlerde tutulacak, daha sonra bu süre artırılarak altmış saniyeye kadar çıkılacaktır. Akciğerlerde tutulan hava­nın dışarıya yavaşça verilmesini de öngören bu tip solunum, dölyatağının alt bölümüne güçlü ve uzun süreli bir ba­sınç yaparak, özellikle “çocuğun dışarı atılması” aşamasında kasların kasılma hareketlerinin etkinlik derecesinin art­masını sağlar.
c) Karın solunumu : Sırt üstü yatıp akci-ğerlerdeki tüm hava boşaltılır. Sonra burundan yavaşça ve göğüs kafesini sa­bit tutmaya çalışıp karnı şişirecek şekil­de soluk alınır ve bu hava yavaşça bo­şaltılır.
d) Çok sık aralıklarla solunum : Sırt üstü yatıp karın kaslarını gevşek bırakarak çabuk çabuk soluk alın (saniyede bir so­luk alınıp verilir). Karnı oynatmayan ve göğüs kafesini pek az genişleten bu so­lunum, diyaframı hep yukarıda tutarak dölyatağım basınçtan kurtarır ve doğum sırasında daha kolay ve etkili bir biçim­de kasılmasına olanak sağlar. İyi çalışı­lırsa, bu süre aşağı yukarı dölyatağının bir kasılma süresine eşittir.
e) Bileşik solunum : Yine sırt üstü yatıp önce karın solunumu yapılır, sonra gö­ğüs kafesi solunumuna geçilir. Birkaç saniye dinlendikten sonra, karın kasları­nı kuvvetle kasıp içeride kalan hava atı­lır. Böylece annenin ve doğacak bebe­ğin kanı için gerekli oksijen sağlanır. Yukarıda anlatılan bütün bu hareketle­rin her gün yapılması gereklidir. Bu ha­reketler sert bir yatak veya halının üze­rinde uygulanabilir. Başlangıçta en çok beş dakika yapılan solunum hareketleri daha sonraları on dakikaya kadar çıka­rılabilir.
Solunum hareketleri sırasında çok ya­rarlı olacak tam bir kas gevşekliği sağla­mak için dizlerin ve başın altına bir yas­tık koymak yararlı olur. jimnastik hareketleri : Cebe kadınlar için öngörülen hareketler zor ve yorucu olmamalıdır. Bu hareketlerin yanlış bes­lenme nedeniyle alınan fazla kiloları at­mak gibi bir amacı yoktur. Jimnastik ha­reketleri, özellikle gebeliğin son ayla­rında bebeğin tüm ağırlığını çekecek, daha sonra onun doğumunu kolaylaştı­racak bazı kas gruplarını güçlendirmek, bazılarını ise gevşetebilmek amacıyle yapılır. Gebelik süresinin son aşamasın­da ve doğumda yoğun bir çalışma tem­posuna girecek olan ve bu yüzden güç­lendirilmeleri gereken kaslar şöyle sıra­lanabilir:
1) Karnın iki yanında ve ön bölümünde bulunan karın bölgesi kasları (bu kaslar dölyatağı ile beraber kasılır ve gevşer­ler).
2) Dölyolunu çevrele’yen ve doğum sıra­sında önemli bir rol oynayan apış arası bölgesi kasları.
3) Ense kökünden kuyruk sokumuna ka­dar sırt kasları. Bu kasların iyi çalışması, gebeliğin son aylarında, karnın ağırlaş­ması dolayısıyle yeni bir denge şekli arayan ve bunu ancak omuzlarını iyice geriye atarak sağlayabilen annenin o-murgasının böbreklerin bulunduğu böl­gede kıvrılması sonucu ortaya çıkabile­cek böbrek hastalıklarına engel olur. Yukarıda sayılan bütün bu kasların be­lirli hareketlerle güçlendirilebilmeleri için, annenin, önce bunları tanıması ge­rekir. Tanıma ancak tecrübeli bir kim­senin yönetiminde, sırt üstü uzanıp sü* rekli olarak ilgili kasları kasma ve gev­şetme çalışmaları yapılarak sağlanır. Gevşetme : Kasları gevşek tutabilmek çok önemlidir. Bu ancak uzun ve sabırlı çalışmaların sonucunda ulaşılabilen bir durumdur. Kaslarını gevşetebilme yete­neğini kazanan kadın, örneğin karın bölgesindeki kasların doğum anında dölyatağı kasılmalarından etkilenme* meşini sağlayabilecek, böylece doğumu hızlandıracaktır. Yine, vücuttaki genel bir gevşeme anneye dinlenme olanağı vereceği gibi, dölyatağının çocuğun bü­tünüyle çıkmasına kadar süren ve büyük enerji harcamasına yol açan kasılma­ları arasında, gücünü yeniden toplaya­bilmek olanağı yaratacaktır. Yukarıda sözü edilen jimnastik hareket­leri, hareketlerin ayrıntılarını veren çe­şitli resimlerle daha somut bir şekilde açıklanmıştır.
Bu hareketlerin, gebeliğin dördüncü ayından başlayarak her gün on, on beş dakika süreyle uygulanmasında yarar vardır. Fakat bu tür bir çalışma düzeni­ne başlamadan önce annenin, doktorun fikrini de alması gerekir. Kalp ve böbrek rahatsızlıkları, kansızlık, şeker hastalığı, genel sağlık bozuklukları, düşük yapma olasılıkları gibi durumlar böyle bir uygu­lamaya ters düşecektir. Buna karşılık bu hareketleri gün boyun­ca zaman zaman yinelemenin hiç bir sakıncası olmadığı kesinlikle söylenebi­lir. Her hareket dizisi beş dakika süreyle yapılırsa çok büyük yarar sağlanır. Derin bir soluk verme ve sonra aynı de­rinlikte bir soluk almanın anneyi rahat­latacağı, bu arada, böyle rahatlatıcı bir hareketin uykuyu çabuklaştıracağı göz önünde tutulursa, bu tür solunum çalış­malarının özellikle yatmadan önce ya­pılmasındaki yarar ortaya çıkar, öte yandan, bilinçli bir solunumla kasıl­malara daha iyi karşı konulur ve böyle­likle acı hafifletilmiş olur. Birçok kadın zor ve yorucu doğumlarda bu yöntemi uygulamış ve çok olumlu sonuçlar al­mıştır. Ancak kasılma hareketlerine kar­şı koyabilmeyi sağlayacak bu çeşit bir yöntemi uygulamanın çok dikkatli, dü­zenli ve uzun bir çalışma gerektirdiği de akıldan çıkarılmamalıdır.

Alt Kategoriler: , , , ,

Üst Kategoriler Gebelik-Hamilelik, Kadın Sağlığı Ve Kadın Hastalıkları |

Comments