Erkekte Kısırlaştırma ya da Sperma Kanallarının Bağlanması
Erkekte kısırlaşma kendiliğinden olabileceği gibi, erbezlerinden sidik yoluna kadar spermatozoyitlerin geçiş yolu olan sperma kanalının tıkanmasıyla sonuçlanan bir hastalığa (verem, belsoğukluğu, cerrahi girişim sonucu ortaya çıkan biçim bozukluğu) bağlı olarak da gelişebilir. Sperma kanalı içine spermatozoyitlerin geçişini ortadan kaldırmayı amaçlayan sperma kanallarının bağlanması (vazektomi), cerrahi bir kısırlaştırma yöntemidir.
Girişim biçimi
Ancak bazı ülkelerde uygulanan (bazılarında yasaktır) ameliyat, çok kısa (yaklaşık 10 dakika) ve çok kolaydır. Yerel uyuşturum altında uygulanabilirse de, genel uyuşturum yeğ tutulur. Erbezleri ile sperma kesecikleri ve sidik yolu arasında yeralan her 2 kanalın kesilerek bağlanmasına dayanır. Böylece spermatozoyitlerin geçişi ortadan kaldırılır. Ameliyat aslında son derece kolaydır ve yerel uyuşturum altında uygulanırsa hastanede kalmayı gerektirmez. Hiç bir zaman ciddi ihtilatlar görülmez. Spermatozoyit yapımı (spermatogenez) bozulmamıştır ve spermatozoyitler erbezleri tarafından emilir. Ruhsal yönden dengeli erkeklerde, hormon yapımı, sertleşme, sperma atımı ve cinsel tatmin, girişimden hiç etkilenmez. Ayrıca girişim cinsel yönden erken yaşlanmaya yol açmaz ve cinsel isteği etkilemez.
Ameliyattan sonra, erkeğin üreme yollarında birikmiş olabilecek spermatozoyitlerin bütünüyle giderilmesi için 2 ay kadar bir süre gerekir. Erkeğin kesinlikle kısırlaştığına karar verebilmek için, en az 2 sperma incelemesinin negatif çıkması gereklidir.
Girişimin bırakabileceği izler
Sperma kanallarının bağlanması, ciddi ihtilatları olmayan bir girişimdir; ama, gene de bazı sakıncaları vardır.
Karın içine bakma yöntemiyle kısırlaştırmanın çeşitli dönemleri. Dölyatağı boruları, boru kanalını tıkayan bir elektrikli koterle yakılır.
Yapısal izler
Kısmi ve oldukça uzun süre sonunda ortaya çıkan bir ihtilat olmakla birlikte, erbezi üstünün ve erbezinin körelme tehlikesi vardır. Körelme, kanda erbezi hormonu düzeyinde düşüşe neden olur; bu da bazen, kişinin dengesini bozabilir.
Ruhsal izler
Ruhsal izler önemlidir. Her erkek kısırlaştırılamaz. Kısırlaştırmak istenen erkekler dikkatle seçilmeli, ruhsal yönden cinsellik dereceleri ve olanak varsa cinsel dengeleri iyice değerlendirilmelidir; ayrıca, kadınlara karşı tutumları araştırılmalıdır. Girişimden önce erkek mutlaka, ruhsal yönden hazırlanmalıdır.
Hastanın bilinçaltı, sperma kanallarının bağlanması işlemini beden bütünlüğüne yönelik bir saldırı olarak algılayabilir; bu, ciddi olabilecek tepkilere yolaçar. Kısırlaştırma işlemi, erkek için ruh bilimcilerce narsisist (kendine aşık) diye nitelenen bir yara olabilir; çünkü erkek, yaşlılığına kadar verimli olduğuna kendini inandırmıştır; bazı erkeklerce de sperma kanallarının bağlanması işlemi, hadımlaştırmayla karıştırılabilir. O halde, çifti ruhsal yönden bu olaya hazırlamak, karıkocayla konuşarak erkeği kısırlaştırma ameliyatını istemeye, kadını da bunu kabul etmeye iten gerçek nedenleri öğrenmeye çalışmak çok önemlidir. Ayrıca, bu girişimin yapısal ve ruhsal sonuçları önceden iyice tanımlanmalıdır. Öte yandan, kadın ruhsal durumu açısından, erkeği kısırlaştırma ve kadını kısırlaştırma işlemlerinin sonuçları karşılaştırıldığında, her 2 durumda da, kadınların yaklaşık üçte birinin cinsel yaşamının daha iyileştiğini kabul etmek gerekir.

Güvenilirlik
Erkeği kısırlaştırma işleminin güvenilirliği, kadını kısırlaştırma işlemininkinden çok az aşağıdır Bunun nedeni, çiftin girişimden az sonra ve kısırlaştırma işleminin etkinliği denetlenmeden, cinsel ilişkide bulunmaları olayıyla açıklanabilir. (Daha önce de görüldüğü gibi, erkek yaklaşık 3 ay süreyle üreme yollarında dölleyici öğeleri taşır.) Kötü ve eksik yapılan bir ameliyattan sonra, sperma kanallarının yeniden açılması olasılığı da vardır. Ayrıca, ikinci bir erkeğin araya karışmış olabileceğini de unutmamak gerekir.
Gerek kadında dölyatağı borularının bağlanması, gerekse erkekte sperma kanallarının bağlanması, hiç bir zaman cinsel ilişki olanağını ortadan kaldırmaz.
Geriye dönüş olasılığı
Sperma kanallarının bağlanması, sonucu kesin olan bir ameliyattır ve cerrah, girişimden önce
bu noktayı hastasına iyice belirtmelidir. Bununla birlikte, sperma kanallarının bağlanmasıyla gerçekleştirilen tıkanıklığın cerrahi yoldan onarımı denenebilir ve bu onarım yüzde 50 oranında başarıyla sonuçlanır. Sperma kanallarını bağlatmak isteyenler arttıkça, sonradan bu karardan geriye dönmek isteyenler de artacaktır; bu yüzden, bir geriye dönüş tekniğinin çok kısa zamanda hazırlanacağı düşünülebilir.
Bazı ülkelerde, sperma kanallarının bağlanması yerine, çocuk istendiğinde kaldırılabilecek mikroskobik bir kıskacın (hattâ bir musluk sisteminin) sürekli kalacak biçimde erbezi kanalı üstüne konması denenmiştir. Bu girişimin uzun dönemdeki sonuçları henüz belli değildir.
Ameliyat için gerekli koşullar
Ruhsal ve yapısal sakıncaları gözönüne alınırsa, erkeklerin kısırlaştırılması işleminin uygulanması sınırlı kalır. Nüfus durumları nedeniyle bazı ülkelerde, fazla ayrım yapılmaksızın ve geniş oranda uygulanmışsa da, sperma kanallarının bağlanması ancak, ciddi nedenlerden ötürü kadının gebelikten korunamadığı çiftlen kapsamalıdır.
Ayrıca, girişimden önce, bazı koşullar araştırılmalıdır. Erkekle, sonra kadınla, daha sonra da ikisiyle birlikte yapılacak görüşmeler, bu ameliyatın uygulanmamasını gerektiren koşullar ortaya çıkarabilir. Gerçekten, çiftin ruhsal, toplumsal ve duygusal dengesi temel öğedir. Ayrıca, erkeğin ve kadının kafa gelişimi normal olmalı, çiftin en az 1, daha da iyisi 2 çocuğu (en iyisi biri erkek, biri kız) olmalı ve eşler çok genç olmamalıdır. Ayrıca, öteki gebelikten korunma yöntemleriyle ilgili ayrıntılı bilgi, karı kocaya önceden verilmiş olmalıdır.
Sonuç
Erkeği kısırlaştırma ya da sperma kanallarının bağlanması doğum kontrolunda, kadının dölyatağı borularının bağlanmasıyla aynı türde bir cerrahi yöntemdir; ama ruhsal yönden erkeği yaralama tehlikesi vardır. O halde, bu girişim ancak, ruhsal sonuçlarının sorumluluğunu üstlenebilecek bir karı kocaya uygulanmalıdır.

Leave a Reply