Gebeliik- Kadın Ve Çocuk
Ana için, her gebelik olağan dışı bir olaydır, özellikle ilk tekme vuruşlarından sonra, ta içinde varlığını duyduğu bu can, çocuğun erkek mi yoksa kız mı, esmer mi yoksa sarışın mı olacağına ilişkin merak, annede güçlükle aktarılabilir duygular doğurur. Kocasına, çocuklarına, içinde olup bitenleri aktaramaz. Oysa, bu duyguları kıskançlıkla saklamaya çalışmamak gerekir. Anne bebek hareket ettikçe kocasının elini karnının üstüne koyarak, hiç olmazsa bir kez doktora beraber giderek, dölütün kalp vuruşlarını dinleterek kocanın, kendine ve doğacak çocuğa daha yakın olmasını sağlayabilir.
Bebek bekleyen kadın, çoğu kez böyle bir olayın yalnız kendi başına gelmediğine inanmakta güçlük çeker. Oysa, milyonlarca kadın gebe kalmakta, her dakika binlerce çocuk doğmaktadır. Bu nedenle, gebe kadın, ne kendi durumunu tek olarak ele almalı, ne de bir hasta gibi davranmalıdır. Günlük yaşam çalışan kadının, kendi durumunu çok fazla düşünmesine olanak vermez. Cebe kadın, alışılagelenden daha çok ekşi ya da tatlı isteyebilir. Bazen ansızın bazı renkleri, bu arada en çok moru sevmeye, ya da o zamana dek hoşuna gitmeyen rahatsız edici kokulardan hoş-lanmaya başlayabilir. Ya da tam tersine, karaciğeri tembelleştiğinden, bazı şeylerden iğrenmeye başlar. Ancak bütün bunlar alışılan yaşantıyı bırakmak için bir sebep değildir. Gebeliği olağan bir biçimde gelişen kadın, yuvasıyla uğraşmaya, çalışmaya, araba kullanmaya, gezilere çıkmağa, bazı sporları yapmaya devam edebilir, etmelidir de. Görünüşüne, makyajına, giysilerinin renk uyumuna her zamankinden çok özen göstermelidir. Vaktini uzanıp yatarak, yakınarak geçirmesi yanlış olur. Kocası, gebe kadının durumunu kolayca anlamaz. Kadının da, ilgi çekmek için onun sabrını tüketecek davranışlardan kaçınması gerekir.
Kadınların çoğu, gebeJik öncesi görünüşlerine artık bir daha sahip olamamaktan korkarlar. Oysa bunu gerçekten isteyenlerin, tekrar elde etmemeleri için bir sebep yoktur.
önceden doğurduğu başka çocuklar olsa bile, yeni doğacak yavru için, minik giysiler dikmek, satın almak, pamuk gibi yumuşacık yünler, kumaşlar seçmek, anne için heyecan verici bir olaydır.
Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda, çocuk ölümlerinin sayısı hâlâ çok yüksektir. Bu duruma gelişmiş ülkelerde ortadan kalkmış olan çiçek, kolera, tetanos ve difteri (kuşpalazı) gibi hastalıkların yayılması yolaçmaktadır. Bununla birlikte, çocuk felci olaylarına geri kalmış ülkelerde olduğu kadar gelişmiş ülkelerde de rastlanmaktadır. Gerçi çocuk felci salgınları artık kısmen tarihe karışmıştır ama, bu hastalığın acı sonuç larını bugün de, sık sık, çocuklarda olduğu kadar yeni yetişkinlerde de görmekteyiz.
Aşı, mikroplu ve bulaşıcı olan hastalıklara karşı bir savaş aracıdır. Hastalıkları, ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine, çıkmadan önce önleyen bu koruyucu tedbiri uygulamak çok daha iyi olur.
Yüzyıllar önce, Çin’de ve Hindistan’da, çiçeğe yakalanan bir kişinin aynı hastalı ğa ikinci kez yakalanmadığı anlaşılınca çiçeğe yakalanmış bir hastadan alınan akkan (lenf), koruma amacıyle sağlam kişilere aşılanmaya başlanmış ve bu uygulama zamanla yaygınlaşmıştır. Bu yöntemin doğal olarak bazı sakıncaları davardır.
Batıda, XIX. yüzyıl başlarında, jenner bir gözleminden ilginç sonuçlar çıkarmıştır. Köylülerin ellerinde sığır çiçeğine yakalanmış bir inekten geçen bilinmedik bir hastalığın izlerini görmüş ve daha sonra bu köylülerin çiçek hastalığına yakalanmadıklarını farketmiştir. Bunun üzerine, sığır çiçeğine yakalanmış bir ineğin hasta organlarından aldığı bir miktar sıvının bağışıklık etkisini insan dokusu üzerinde denemiştir. XIX. yüzyılın sonlarına doğru, Pasteur de benzer denemelerde bulunmuştur. Sonunda, aynı türden olmakla birlikte, etkililiğini yitirmiş mikroplar üreterek piliçlere koleraya karşı bağışıklık kazandırmayı başarmıştır.
Aşının dayandığı ilke şudur: Organizma zayıf ya da etkisiz mikropların saldırısına karşı direnir ve özel bağışıklık cisimleri üretir. Bu bağışıklık cisimleri organizmayı gelecekte korurlar ve hastalık yapabilecek mikroplara karşı da tepki gösterirler.
Bugün ölü ya da zayıflatılmış canlı bakteri ya da virüslerle laboratuvarlarda hazırlanan bütün maddelere aşı adı verilmektedir. Söz konusu maddeler vücuda girince, aynı bakteri ya da virüslerin yolaçtığı hastalıklara karşı bağışıklık yaratırlar. “Aşılama” terimi de bu aşıların koruyucu bir amaçla kullanılmasını belirtir.
Gebelik bir hastalık değildir. Dünyanın her yanında milyonlarca gebe kadın her gün aynı durumları yaşamakta, çalışmakta, gezilere çıkmakta, spor yapmakta veya öbür çocuklarına bakmaktadır.

Leave a Reply