SPONSORLU BAĞLANTILAR

Gut ,Damla Hastalığı

Gut Hastalığı
GUT, NEDİR?
Kalıtımla yakından ilgili olduğu sanılıyor. Hastalık eklem­lerde başgösteren dayanılmaz ağrılarla ortaya çıkan, özellikle ayak başparmaklarının eklemlerinde etkisini gösteren bir hastalıktır. Zaman zaman dizde, ayak ve el bileklerinde, hatta el parmaklarında da görüldüğü üzere zaman zaman romatizma ile de karıştırılıyor…
Genel olarak Gut, ayak başparmağında şişlik, kızarma ve ağrıyla varlığını belli ediyor. Parmağın su toplayıp şişmesi, hastalığın en belirgin özelliği, boî protein ve karbonhidratlı be­sinlere fazla iltifat edenlerde, biriken fazla ürik asitin, böbrek­ler yoluyla vücukan dışarı atılamaması, hastalığa yol açıyor.
gut-damla-hastaligi
GUT, BİR KOPRADOR HASTALIĞIDIR…
GÜZEL YEMEKLERİN ÇEKİCİLİĞİNE KAPILMAYIN!..
Hastalıkların çoğunda dengesiz ve yetersiz beslenme önemli rol oynar. Bünyenin, gereksinmesi olan ve beslenme yo­luyla sağladığı maddelerden yoksun kalması, pek çok sorun yaratır. Fakat iyi beslenmek de, bazan insanın başına çorap örebilir. Halk arasında «damla» adıyla bilinen gut hastalığını ele alalım :
Özellikle boğazına düşkün erkeklerde ve bazan da yaş dönümüne giren kadınlarda görülüyor. Günlerini gecelerini zi­yafet sofralarında geçiren, yemek yemeyi bir gereksenme değli de, bir eğlence sayanlar, bir gün Gut’un pençesine düşüverirler.

NEDENİ BELLİ AMA…
Gut’un nedenleri yüzyıllardan beri biliniyor, ama tedavisi konusunda önemli bir gelişme kaydedildiği söylenemez. Kısa bir süre öncesine kadar doktorlar, Gut’a yakalanan hastalarına stkı bir perhiz ve ağrı dindirecek ilaçlar önermekten başka bir şey yapamıyorlardı.
Gut’un nedeni bilindiği halde esaslı bir tedavisinin yapıla­maması da tıp dünyası için bir üzüntü kaynağı olmuştu.
Her sabah, alış veriş yapmaya çıkan ev kadını, kalabalık mağazada alacaklarını seçmeye çalışırken, birden gözleri ka­rarıyor, titremeye başlıyor ve bayılacakmış gibi oluyor. Oracı­ğa yığılıp Kalma korkusu içinde herşeyden vazgeçip, biran ön­ce evine kapağı atmaya kalkıyor. Bundan sonraki günlerde ise, ihtiyaçlarını eşine, çocuklarına ya da komşularına ısmarlama yoluna gidecektir.

Farkına, varmadan evde oturma hastalığına tutulan bir ev kadını, zamanla arkadaş toplantılarına, gezilerine, sinemaya, tiyatroya gitmekten de, çekinmeye başlar. Özellikle tek başına sokağa çıkmak, onun için büyük sorun haline gelmiştir… So­kak ortasında fenalaşmak, eve dönecek vasıta bulamamak, bin bir tehlikeyle burun buruna gelme ihtimali, onun iyice benli­ğine yerleşmiştir artık

KÖTÜ ÖRNEK!.
Günlerini, evinde geçiren kadınların, çocuklarına da kötü örnek oldukları bir gerçek. Çocuk da. annesinin yuvayı bir sığınak saymasını zamanla benimsiyor ve itte fırsatta, dış dün­ya ile ilgisini kesmeye bakıyor. Okulda, toplum içinde ve’mes­lek hayatında, kendisinden beklenenleri veremez oluyor.
Bir evin dört duyarı arasında mutluluğu bulduğuna inanan ev kadınlarını bu inançlarından vazgeçirmek, onları tehlikeli bir hastalığın eşiğinden geri döndürmek ‘demektir.
Yakin komşularınız ve ahbaplarınız arasında bu gibi kim­seler varsa ilgilenmek gerektiren, vazifelerimizden biri olma­lıdır..

Gut, nükleik asitlerin yapısında bulunan pürin denilen azotlu maddeleri metabolizmasındaki bozukluktan ileri gelen bir hastalıktır. Her yaşta ve iki cinste de görülebilir. Ancak, daha çok erkeklerde ve orta yaşlarda ortaya çıkar. Hastalığın ortaya çıkmasında ve şiddetlenmesinde; aşın yeme ve içme, gerginlikler, soğuktan etkilenme, ameliyatlar, yorgunluk gibi du­rumlar rol oynar. Krizlerin şiddeti ve sıklığı hastaya göre değişir. Kriz, haftada bir gelebileceği gibi ayda, yılda bir kez gibi seyrek de olabilir.
Pürinler, normal olarak, bir dizi tepkime sonucu ürik aside çevrilerek id­rarla atılır. Gut hastalığında, ürik asit yapımı hızlanır ve kandaki düzeyi nor­malin üzerine çıkar. Ürik asidin sodyum tuzlan oluşarak özellikle kıkırdaklarda, yumuşak dokularda birikir ve kristalleşir. Eklemler şişer ve ağrı yapar. Ürik asidin tuzları böbrek ve idrar yollannda kristalleşerek taş oluşturabilir.
Ürik asit, besinlerle alman nükleik asitlerdeki pürinlerden ve vücutta sentezlenen pürinlerden oluşur. Gut hastalığında fazla miktarda oluşan ürik asidin ancak yansı kadarının besinsel kaynaklı olduğu bildirilmektedir. Bu hastalığın oluşumunda, besinsel pürin alınmasının ikinci derecede rol oynadığı sanılmak­tadır. Gut hastalığına sebep olarak, doğuştan gelen bir bozukluk nedeniyle vü­cutta aşırı derecede pürin sentezlenmesi gösterilmektedir.

Gut hastalığı olanlar için diyet düzenlemede uyulması gereken esaslar şun­lardır :

1. Enerji: Diyetin enerji değeri, hastayı normal kiloda tutacak şekilde dü­zenlenir. Şişman hastalar normal ağırlığa zayıflatılır. Normal kiloya zayıflatma­nın birçok yararları yanı sıra, krizleri hafifletici, seyrekleştirici ve önleyici bir etkisi olduğu bildirilmektedir.

2. Pürinler: Diyette, pürinleri fazla içeren besinler kısıtlanır. Pürinlerce en zengin besinler; balıkyumurtası (havyar), sardalya, beyin, karaciğer, böbrek ve kuru baklagillerdir. Bu besinler özellikle krizlerin sık olduğu zamanlarda ve kriz sırasında hiç verilmez. Hastanın durumu iyi, krizler çok seyrekse kısıtlama bi­raz hafifletilir; gerekirse diyete seyrek olarak az miktarda kuru baklagil, kara­ciğer, böbrek gibi besinler eklenebilir. Protein ihtiyacı, daha çok süt ve türevleri, yumurta, tahıl ve türevleri, daha az olarak yağsız etler ve kuru baklagillerle kar­şılanır.
Sebze ve meyvelerde pürinler çok azdır. Diyette bu yiyeceklerden yeterli miktarda bulundurulur.

3. Yağ: Diyette yağ azaltılır. Bunun sebebi, yağın enerji değerinin yük­sek olması ve hastalığa olumsuz etkisidir. Hastalığın şiddetli döneminde yağ kı­sıtlanır. Bunun dışında, diyette orta derecede yağ bulundurulur. Kaymak, her türlü yağ ve fazla yağlı yiyecekler diyette yer almaz. Yemeklere fazla yağ kon­maz.
4. İçki ve İçecekler: Hastaya alkollü içki verilmez. Genellikle, gut has­talığında çay ve kahve alınmaması gerektiği bildirilmektedir. Sebep olarak da, bu tür içeceklerin kafein içermesi, kafeinde de pürinli bir madde (metil pürin) bulunması gösterilmektedir. Bazı yazarlar ise, çay ve kahvedeki pürinlerin vü­cutta ürik aside çevrilmediğini; o yüzden, bu içecekleri yasaklamanın dayanağı olmadığını ileri sürmektedirler.
Hastalığın Şiddetli Döneminde: Krizlerde, hasta iştahsız ve isteksiz olur. Hastanın isteğine göre, diyette süt ve ürünleri, yumurta, tahıl, sebze ve meyve gibi yiyecekler bulundurulur. Hastaya bol miktarda sıvı (günde 3 litre kadar) verilir. Fazla sıvı verilmesinin nedeni, kanda yüksek olan ürik asidin idrarla atı­mını kolaylaştırmaktır. Verilecek sıvı, hastanın isteğine göre, süt, limonata ve çeşitli meyve suları olabilir. Ağır durumda, diyetten pürinlerin zengin olduğu yiyecekler çıkarılır, yağ olabildiğince kısıtlanır.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

Reklam İçin İletişim Adresi: ismail.001@hotmail.com Telefon: 0542 219 21 99