Hücre ve Beslenme
Hücre ve Beslenme
İnsan vücudu, yapı ve görev birimleri olan hücrelerden oluşmuştur. Yaşamın sağlıklı biçimde sürdürülmesi, hücrelerin çalışarak görevlerini yerine getirmelerine bağlıdır. Bunun için, hücreye besin öğelerinin yeterli miktarda, hızda ve düzenli olarak sağlanması gerekir. Hücre içine giren besin öğeleri değişikliğe uğrayarak hücre yapısına dönüşür. Beslenen hücreler belirli bir büyüklüğe ve olgunluğa eriştikten sonra bölünür ve yeni hücreler oluşur. Yeni hücrelerin eklenmesiyle büyüme sağlanır, eskiyenlerin yerini yenileri alır.
Hücrenin temel yapı maddelerinin fo 75 – 80′i su, % 15 kadarı proteinlerdir. Kalanı ise, yağ ve yağ benzeri maddeler, mineraller, karbonhidratlar ve öteki maddelerdir. Bunlar, enzimler aracılığıyla besin öğelerinin hücre yapışma dönüştürülmesiyle oluşur. Hücre; kendi içindeki yapısal maddeleri, dışardan aldıkları besin öğelerini kullanarak ve yeniden düzenleyerek sentezleyebilen çok güçlü laboratuvar gibidir. Çalışması için gerekli enerjiyi, besin öğelerini kullanarak üretir. Kimyasal tepkimelere aracılık eden enzimleri kendisi sentezler; çeşitli görevleri üstlenen birimleri de kendi yaptığı moleküllerin denetiminde kendisi oluşturur. Çalışması sonucu oluşan artıkları dışarı verme, uyarılma ve uyarıları iletme gibi çok çeşitli görevleri de başarır. Tüm çalışmalarının düzenli olarak sürdürülmesi için. besin öğelerinin sürekli, uygun biçimde ve miktarda hücreye sağlanması gerekir.
Hücre, canlının en küçük yapısal ve görev birimidir. Çok küçüktür ve ancak mikroskopla görülebilir. Şekil, yapı, kıvam ve büyüklük gibi çeşitli özellikleri hücre çeşidine göre değişir. Hücre; zar, sitoplazma ve çekirdek olmak üzere başlıca üç bölümden oluşmuştur.
1. Zar: Üç katlı, delikli ve canlı olan zarın yapısında daha çok proteinler ve yağa benzeyen maddeler (lipitler) bulunur. Hücre zarından her molekül kolayca girip çıkamaz. Zar geçireceği maddeleri seçer. Seçici geçirgen özellikteki zardan hücre için gerekli besin öğeleri gerektiği kadar girer, büyük moleküller geçemez. Delikçiklerden oksijen, karbondioksit ve su da kolayca girip çıkar. Hücre çalışması sonucu oluşan zararlı ve artık maddeler de zar yoluyla atılır. Zardan maddelerin giriş – çıkışı çok çeşitli etkenlerin denetimi altındadır. Zar, hücre uyarılması, uyanların iletimi gibi olaylara da katılır.
2. Sitoplazma: Zar ve çekirdek arasındaki kısımdır. Yaşamsal olayların çoğu burada oluşur. Sitoplazmada farklı yapıda, özellikte ve değişik görevleri olan canlı ve cansız birimler bulunur. Bu birimler saydam bir yapı içindedir. Saydam yapıda, proteinler, yağ benzeri maddeler (lipitler), karbonhidratlar, hormonlar, enzimler, su gibi çok çeşitli maddeler bulunur.
Sitoplazmadaki canlı yapıların başlıcalan şunlardır: Endoplazma retikülumu, mitokondriya, golgi aygıtı, lizozom, santrazom, ribozom, mikrocisimler, mik-Totübülus, filamanlar ve fibriller. Bu birimlerin herbirinin görevi ayrıdır. Canlı oluşuma göre değişmek üzere hücre; proteinlerinin sentezi, salgılama, depolama, «nerji üretimi, gerekli maddelerin sentezi ve yıkımı, madde taşınması gibi çok çeşitli yaşamsal olay sitoplazmada geçer. Hücre içi ve hücre dışı kökenli olan zararlı, gereksiz maddeler, artıklar, bozulmuş, yaşlanmış canlı birimler yine sitoplazmadaki canlı birimler tarafından sindirilerek yok edilir.
Hücrelere göre değişmek üzere; sitoplazmada dışardan girmiş ve hücrede oluşmuş renkli maddeler (pigmentler), salgı tanecikleri, çeşitli besin öğeleri ve depolan da bulunur.
Hücrenin, dolayısıyle görev yapan birimlerini oluşması için besin öğeleri kullanılır. Besin öğelerinin hücrenin yapı maddelerine çevrilmesi ve değişmesi enerji gerektirir. Bu enerjinin kaynağı da yine besin öğeleridir. Besin öğeleri; hücredeki birimlerin çalışmasını ve hem de bu çalışmalar için gerekli enerjisi sağlarlar.
3. Çekirdek: Hemen her hücrede çekirdek bulunur. Bazı hücrelerde birden çok çekirdek ve çekirdekçik olabilir. Çekirdekte, zar, çekirdek sıvısı ve kalıtımla ilgili maddeler bulunur. Çekirdek, hücrenin yönetim ve denetim merkezidir. En önemli görevi, bölünerek hücrenin çoğalmasını sağlamaktır. Kalıtsal özelliklerin geçmesini sağlayan kromozomların yapısmı, nükleik asitlerin i>ir türü olan “deoksiribonükleik asit” (DNA) oluşturur. DNA molekülü kalıtım özelliklerinin yeni hücrelere geçmesini sağlar ve hücrede protein sentezini yönetir.
Çekirdeğin zarı iki katlı ve deliklidir. Bu delikler yoluyla çekirdek ve sitoplazma arasında besin öğesi ve öteki maddelerin geçişi sağlanır. Çekirdekle sitoplazma arasında ve sürekli bir ilişki vardır. Biri olmadan öteki birimler canlılığını ve işlevlerini sürdüremez.

Leave a Reply