Osteoporoz (Kemik Erimesi)
Kemikler ilerleyen yaşlarda doğal olarak bedenin tüm organları gibi zayıflamaya eğilimli hale gelir. Kemik dokusu içinde gerekli olan sertliği veren mineral ve hormonlar azalmaya başlar.
Kemiklerin içinde boşalma görülür. Peynirin içindeki boşluklar gibi kemik dokusunun içinde de boşalmalar meydana gelir. Böylelikle kemik içindeki boşluklarla birlikte bedenin yükünü taşımaya başlamıştır. Bu da insan bedeninin ağırlığını taşıyan kemik dokusunun bir süre sonra zorlanmaya başlaması demektir. Bu zorlanmalarda basınç ve ağırlığa dayanamayan; özellikle sert hareket ve düşmelere direnci iyice azalmış olan kemik dokusu kolaylıkla kırılmaya başlar.
Osteoporoz, özellikle bayanlarda yaşlanmayla birlikte hormon miktarlarmdaki değişmeye bağlı olarak daha sık görülür. Bir bakıma insanın yaşlanma sürecinde yaşayacağı ve doğal kabul edilmesi gereken hastalıklardan biridir.
Önce yeşil yapraklı sebze ve meyvelerin tedavi edici gücünden yararlanan insanlar sonraları bunların karışımlarını, bu karışımlardan yapılan macunları, şerbetleri, sebze ve meyve sularını kullanmışlar, hastalıklarına çözüm bulmak için daha sonraları bedenin değişik bölgelerine sivri taşlar, tahtalar batırmışlar ve ilerleyen zamanlarda metaller vasıtasıyla bedenin çeşitli bölgelerini uyarmayı başarmışlardır. Birçok buluş hep deneme yanılma yoluyla ve yıllar boyu süren çabalardan sonra ortaya çıkmıştır.

Bugünün modern tıbbmda her ne kadar küçümsenmeye maruz kalsa da son birkaç yüz yıl Öncesine kadar Avrupa’da dağlama yöntemiyle, kızgın metal çubuklarla insanlar tedavi edilmeye çalışılıyordu. Avrupa’da hekim uygulamaları, dağlama ile değil; çok daha basit ve ilkel yöntemlerden yararlanırken İslam Medeniyeti tıbbî tedavi yöntemleri bakımından çok daha ileri seviyelerde bulunmakta ve Avrupa ülkelerinin hekimleri bizatihi o dönemde Müslüman meslektaşlarını gıpta ile takip ederek taklit etmekteydiler.
İlk çağlardan beri değişik yasal sistemler, hekimliği ve sağlıkla ilgili yapılacaklar listesini düzenlemeye çalışmıştır. Bilinen ilk kaynak olan Hammurabi Yasaları (MÖ 1790) hekimlerin İnsanlarla olan ilişkileri ve genel sağlık sistemiyle ilgili düzenlemeleri ortaya koymuştur.
Günümüzde sağlıkla ilgili birçok mevzuat ve yasal düzenlemelere devam edilmektedir. Yasal düzenlemelerle sağlerdir. Nitekim Osmanlı Dönemi’nde çok geniş bir coğrafyada milyonlarca insana şifa veren Darüşşifahaneler inşa edilmiştir. Buralarda yapılan sağlık uygulamaları incelenecek olursa bitki kullanımının yaygınlığı rahatlıkla görülecektir. Bitki karışımları, bitkilerden macun yapılması, sıklıkla tatbik edilen yöntemler olup farklı cerrahî uygulamalarda o dönemin şartlarında başarıyla uygulanmıştır.
Birçoğu köken olarak burada ortaya çıktıkları için tüm dünyada genel olarak bu tedavilere “Uzak Doğu Tedavileri” denilmiştir. Oysaki Amerika’da Kızılderililer, Avustralya Kıtası’nda Aborjinler veya Güney Amerika’da Aztek ve Maya Medeniyetleri, Mısır’da Firavunların uygulamaları, genel olarak İslam ve İslam öncesi medeniyetler incelendiğinde bu tedavilerin sadece Uzak Doğu ile sınırlı olmadığı rahatlıkla fark edilebilir. O dönemlerde insanlar sağlıklarına; ancak bu şekilde çözüm bulma imkânına sahiplerdi ve bu yöntemlere bir bakıma mecburlardı.
Günümüzde Tamamlayıcı Tıp zengin Avrupa ülkelerinde ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik seviyesi yüksek kesimlerin tercih ettiği tedavi yöntemleri olarak uygulanmaya başlanmış ve giderek yaygmlaşarak toplumun her kesimine hitap eder hale gelmiştir. Sosyal ve ekonomik seviyesi yüksek insanların güncel hayatlarına ve yaşam kalitelerine verdikleri önem oranında tüm dünyada kullanımı yaygınlaşmıştır.
Bu yaygınlaşmanın birçok sebebi vardır. Bu tedavilerin sağlık mensupları desteğinde uygulanması sırasında ciddi yan tesirlerinin olmaması, basit, pratik ve ucuz olması, ev, İş yeri gibi her ortamda ve günün her saatinde rahatlıkla uygulanabilmesi en önemli sebepler arasında sayılabilir.
Diğer yandan son yıllarda insanlar hastalıklarına çözüm bulmakta birçok zorlukla karşılaşmaktadır. Birçok ilacı kullanmalarına rağmen sonuç alamayınca bu tarz tedavi yöntemlerine yönelmeleri âdeta kaçınılmaz hale gelmektedir.
Ülkemizdeki Durum
Bu tedavilere yirmi yıl öncesine kadar koca karı tedavileri olarak bakan insan sayısı oldukça fazlaydı. Şimdi ise bunların artık lüks ve zengin semtlerde âdeta bir ayrıcalık olmaya başladığını rahatlıkla ifade etmek mümkündür. Bu kadar kısa sürede bu denli ilerleme görülmesi bunların insan sağlığına yapmış olduğu hızlı ve olumlu etkinin fark edilmesinden kaynaklanıyor.
Günümüzde de hem ülkemizi hem de Tamamlayıcı Tıbbı dünyada en güzel temsil eden meslektaşımız Prof. Dr. Mehmet Öz’dür. Kendisi bir kalp cerrahı olmasına rağmen bütün hastalarına ameliyat öncesi ve sonrasında bu tedavileri uygulamakta ve bu uygulamalardan sonra başarı oranının belirgin derecede artmış olduğunu her vesileyle ifade etmektedir.
Neyse ki bu konularla alâkalı olarak araştırma yapmak amacıyla ülkemizde bir heyet kurulması ve üniversitelerde bilimsel çalışmalara başlanması kararı alınmıştır.
Ayrıca konuyla ilgili ülkemizde, üniversitelerde çeşitli öğretim görevlisi hocalarımız ve nitelikli araştırmacı yazarların şifalı bitkilerin faydaları ile ilgili orijinal eserleri kaleme aldıkları görülmektedir. Tüm bunlar ülkemiz sağlık sistemi ve Tamamlayıcı Tedavi Yöntemlerinin gelişimi için önemli kilometre taşlarıdır.
Sağlıkta Ön Yargılardan Kurtulmak
Son yıllarda sağlık sistemi içinde hekimlerin, resmî yetkililerin ve hastaların maalesef ön yargılarla davrandıklarına tanık olunmaktadır. Birçok ilerleme, yeni ve olumlu gelişmelerle birlikte objektif olunması konusunda bazı kesimlerin hâlâ tam istenilen düzeye varamadıkları gözden kaçmamaktadır.
Her tedavi yönteminde sadece bilimsel olma şartını arayanlarla, uyduruk ve gerçeklerden tamamen uzak, anlamsız uğraşılarla tedavi sanatına darbe vuran insanlar hata içindedir. Orta yolu kullanmak ve insan sağlığına katkıda bulunan en sağlıklı tercihleri yapma becerisi kazanmak; ancak böyle bir yaklaşımla mümkün olabilir.













Leave a Reply