SPONSORLU BAĞLANTILAR

Proteinlerin Vücutta Kullanılışı

Sindirimi
Proteinlerin sindiriminde; moleküldeki amino asitler aralarındaki bağlar koparak serbest duruma geçer. Protein sindirici (proteolitik) enzimler; mide, pankreas ve incebağırsakta salgılanır. Amino asitlerin türüne göre, aralarındaki bağların enzimlere direnci farklıdır. Her enzim, farklı amino asitlerin bağlarını ioparıcı etki gösterir. Ayrı enzimlerin etkisiyle protein molekülü amino asitlere ayrılır.
Protein sindirici enzimler, proteini saran karbonhidrat ve yağ gibi madde­ler parçalandıktan ve protein serbest duruma geçtikten sonra etki göstermeye başlar.
Midede Sindirim: Protein sindirimi midede başlar. Midede salgılanan pepsin enzimi ilk oluştuğunda etkisizdir (pepsinojen) ve hidroklorik asidin yardımıyla etkin duruma gelir. Etkileyebileceği bağları kopararak protein sindirimini başla-iır. Pepsinin, peptid bağlarından başka bağlan da kopardığı ileri sürülmektedir. Yeni doğan memelilerin midesinde rennin (rennet) denilen bir enzim bulunur. Bu enzim sütü pıhtılaştırır ve kazeini (süt proteini) parakazeine çevirir. Parakazeini de pepsin etkiler. Erişkinlerde rennin enziminin bulunmadığı bildirilmek­tedir.
İncebağırsakta Sindirim: încebağırsakta protein sindirimi, pankreasta ve incebağırsakta salgılanan enzimlerle olur. Pankreasta salgılanan protein sindirici enzimler; tripsin, kimotripsin, karboksipeptazlar ve elastaz’dır. İncebağırsakta oluşan protein sindirici enzimler peptidaz olarak anılır ve etkiledikleri peptidlere .göre amino peptidaz, dipeptidaz ve tripeptidaz gibi isimler alır. Önceleri, peptidazlarla karboksipeptidazlara erepsin denilmekteydi.
Tripsin,, kimotripsin ve karboksipeptidazlar, pankreasta ilk salgıladıkların­da etkisizdirler; enzimlerle ve yardımcı etmenlerle etkin duruma gelirler. Bu enzimler, çeşitli bağlan kopararak, değişik büyüklükteki protein moleküllerini polipeptidlere, dipeptidlere parçalar, bazı amino asitleri de serbestler. Çeşitli peptidazlar da peptidlerdeki amino asitleri hidroliz eder. Böylece, değişik aşa­malarda protein molekülü amino asitlere ayrılmış, sindirilmiş olur.
Çeşitli etkenlerle proteinin doğal yapısında bazı değişmeler olunca (dena-türe olunca) peptid olmayan bağlar yıkılır. O nedenle, ısıtma, pişirme ve mide­nin asidik ortamı enzimatik sindirimi kolaylaştırır. Yüksek sıcaklık başka bağ­ları da koparır. Aşırı ya da uzun süre pişirmede ise, bazen başka bağlar da olu­şarak sindirimi zorlaştırır.
Normal durumda, besinlerle alman proteinin % 92-95 kadarı sindirilir. Bit­kisel proteinlerin sindirim oranı, selüloz gibi sindirilmeyen maddeler nedeniyle hayvansal proteinlere göre düşüktür.
Amino Asitlerin Emilmesi
Sindirim sonucu serbest duruma geçen amino asitlerin çoğu kana incebağırsakta emilir. Amino asitlerin ortalama % 11′inin midede, % 60′ınm incebağırsakta, % 28′inin de kalınbağırsakta emildiği bildirilmektedir. Amino asitlerin kana emilmesi, basit geçişme ve aktif geçişme yoluyla olur. Aktif emilme enerji gerektirir. Amino asit türüne göre, emilim hızı ve yerinin değiştiği ileri sürülmek­tedir. Bazı amino asitlerin ortamda bulunup bulunmamasının ya da fazla bulun­masının, öteki amino asitlerin emilimini etkilediği saptanmıştır. Örneğin, triptofanın histidin emilim hızını düşürdüğü bulunmuştur.
Çeşitli bağırsak hastalıkları, emilme bozuklukları, asalaklar (parazitler), aşırı diyet posası sindirimi ve emilimi bozar.
Az da olsa, bazı dipeptidler ve polipeptidler de emilebilmektedir. Bazı kim­selerin balık, çilek ve yumurta gibi besinlere alerjik tepki göstermelerine neden ola­rak kana emilen dipeptidler ve polipeptidler gösterilmektedir.
İncebağırsağın alt kısımlarında ve daha çok kalınbağırsakta, bakterilerin ve enzimlerin etkisiyle bazı amino asitler parçalanarak, hidrojen sülfür, hidrojen,, metan, amonyak ve karbondioksit gibi bağırsak gazları denilen maddeler oluşur. Ayrıca bazı zararlı maddeler de yapılır. Hidrojen sülfür, metil merkaptan ve olu­şan öteki maddeler etkisiyle dışkı kötü kokar.
Amino Asit Metabolizması ve Vücut Çalışmasındaki Görevleri
Kana emilen amino asitlerin çoğu karaciğere taşınır. Bu organ için gerek­li olanlar orada kullanılmak üzere kalır, kalanı da genel dolaşıma katılır. Kara­ciğer, amino asit metabolizmasında en etkili organdır.
Dokulardaki proteinler sürekli değişikliğe uğrar. Dokular sürekli olarak kan­dan amino asit alarak protein yapımında kullanılırken, doku proteinleri de yıkı­lır, amino asitleri serbest duruma geçer ve tekrar kullanılır. Esas kaynağım besinsel proteinler oluşturmak üzere, vücutta kullanılan amino asitler başlıca üç şekil­de sağlanır: (1) Doku proteinlerinin yıkımı sonucu serbest duruma geçen amino» asitlerden. (2) Proteinlerin sindiriminden sonra kana emilen amino asitlerden.
(3) Birbirine çevrilen ve vücutta yapılan amino asitlerden.
Dokulara göre farklılık göstermek üzere, amino asitler başlıca şu şekilde kul­lanılır:
1. Vücut için gerekli proteinlerin sentezinde kullanılır: Çok çeşitli doku proteinleri, kan proteinleri, enzimler, protein yapısındaki hormonlar, süt protein­leri gibi vücut için gereken her türlü protein amino asitlerden sentezlenir. Bir ami­no asidin bile yetersiz oluşu vücut proteinlerinin sentezini azaltır.
2. Protein olmayan öteki azotiu maddelerin sentezinde kullanılır: Nükleik asitler, bazı hormonlar, kreatin ve üre gibi çok değişik maddelerin sentezi amıno asitler kullanılarak yapılır.
3. Amino asitlerin yapısından amino grubunun ayrılmasıyla (deaminasyon) oluşan amonyak ve keto asitler değişik amaçlarla kullanılır :
Amino Asitler——–> Amonyak + Keto asitler
a. Amino asitlerden oluşan amonyak, keto asitlerle birlikte amino asit ya­pımında; üre, nükleik asit ve glutamin gibi maddelerin sentezinde kullanılır. Amon­yak hücre için zehirleyicidir. Çeşitli maddelerin yapımında kullanılarak vücut bun­dan kurtulur. Glutamin, vücutta amino grubunu taşıyıcı görev yapar. Üre; amon­yak, amino asitler ve başka maddeler kullanılarak, çeşitli enzimlerin aracılığıyla karaciğerde sentezlenir. Karaciğerden kan dolaşımına geçen üre böbrekler yoluy­la idrarla atılır. İdrarla bir miktar amonyak da çıkarılır.
b. Amino grubunun ayrılmasıyla (deaminasyon) amino asitlerden oluşan îseto asitler başlıca şu şekillerde kullanılır: (1) Yapısına amino grubu olarak vü­cutta bazı amino asitlerin sentezini sağlar. (2) Karbonhidrat ve yağ asitleri meta­bolizmasının ara ürünlerine çevrilerek Krebs halkasına girer ve orada enerji oluş­turur. (3) Keto asitler, yukarıda sözü edilen yollarla karbonhidrat ve yağa dönü­şürler. Proteinlerin, karbonhidrat ve yağlarla parçalanarak enerji oluşturmaları özetlenmiştir.
4. Bazı amino asitlerin karboksil grubundan CO2 ayrılarak (dekarboksilas-yon) önemli görevleri olan aminleri oluştururlar: Histidinden histamin, triptofan-dan serotonin ve başka önemli maddeler yapılır. Bu tepkimeler daha çok karaci­ğer ve böbrekte olur.
5. Amino asitlerin herbirinin özel görevleri ve kullanılma şekilleri de vardır:
Örneğin, vücutta, triptofandan niasin (bir B grubu vitamini) sentezlenir; trozin tiroit hormonunun sentezinde kullanılır; arginin üre yapımı için gereklidir; me-tionin, başka maddelerin sentezi için metil verici görev yapar.
Amino asitlerin görevlerini yapabilmesi ve vücut proteinlerinin sentezlenebil-mesi için, amino asitlerin dengeli ve sürekli alınması gerekir. Bir veya birkaç elzem amino asidin bile yetersizliği, yeterli olan amino asitlerin protein sentezinde elverişli olarak kullanılmasını engeller. Eksik amino asitler belli bir sürede tamam­lanmazsa, ötekiler de etkili biçimde kullanılamaz. Bu sürenin 4-6 saat olduğu bil­dirilmektedir.
Normal erişkin vücudunda, günde kilo başına 1.3 gi”.* kadar protein sentez-lendiği saptanmıştır. Vücutta sentezlenen proteinin çok azı saç, tırnak, hormon ve enzim için; çoğu ise, dokularda yıkılan proteinlerin yenilenmesi içindir. Büyü­me, gebelik ve emziklilik için de fazladan protein sentezlenir. Proteinlerin yeni­lenme hızı, organa, dokuya ve protein türüne göre değişir. Pankreas ve incebağır-sak proteinleri hızla parçalanır ve hızla yenilenir. Plazma ve karaciğer proteinleri­nin ömrünün 10 gün, hemoglobinin 23-30 gün, kas proteinlerinin ise 185 gün dolayında olduğu saptanmıştır.
Protein sentezinin en yoğun olduğu organ karaciğerdir. Kendi proteinleri, vü­cut için gerekli proteinlerin önemli bir kısmı burada sentezlenir. Plazma protein­lerinin (albümin, globülin ve fibrinojen gibi) önemli kısmı karaciğerde sentezle­nir. Erişkin vücudunda, günde 10-20 gr. plazma proteninin yıkılıp yenisinin senlezlendiği bildirilmektedir. Protein yetersizliğinde plazma protein düzeyleri norma­lin altına düşer.
Protein sentezinin ve amino asitlerin öteki görevlerinin düzenli sürdürülme­sinde çok çeşitli enzimler ve hormonlar etkinlik gösterir. Enzimlerin ve bazı hor­monların sentezi için de protein kullanılır.
Büyüme, gelişme, onarım, vücut çalışması için gerekli maddelerin sentezi gibi her türlü yaşama ile ilgili olayda görevi olan proteinler; zekâ gelişmesi, has­talıklara karşı direnç kazanma, kanın nötürlük düzenini koruma ve vücut sıvı­larının dengelenmesi gibi birçok olayda önem taşır. Örneğin, hastalıklara karşı sa­vunmada önemli olan bağışıklık cisimcikleri (antikorlar) proteinden yapılmıştır. Bunlar, kan proteinlerinden olan globülinin özel türleridir.
Plazma proteini olan fibrinojen kan pıhtılaşması için gereklidir. Başta albümin olmak üzere plazma proteinleri, hücre içi ve hücre dışı sıvılarının dengelen­mesinde önemlidir. Çok çeşitli besin öğelerinin ve öteki maddelerin kanda taşın­masına, bazılarının hücre içine girmesine albüminler ve globülinler yardımcı olurlar.
Proteinler, karbonhidratlar kadar enerji verirler. Gereğinden çok alındığın­da karbonhidrat ve yağa çevrilir. Ancak, karbonhidrat ve yağlardan protein ya­pılamaz.

About the Author

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

Reklam İçin İletişim Adresi: ismail.001@hotmail.com Telefon: 0542 219 21 99