SPONSORLU BAĞLANTILAR

Sidiğin ve Kanın İncelemesi

SİDİĞİN İNCELENMESİ

Sidiğin alınması

Sidik incelemesinin doğru bilgiler verebilmesi için, kesin önlemler almak gerekir. Uygulanacak incelemeye (biyokimyasal inceleme, hücre ya da bakteri incelemeleri) göre, alınması gereken önlemler değişir.

Biyokimyasal inceleme için sidik alma

Özel önlemlere gerek kalmadan sidik çıkarılabilir. Âdet kanı, dölyolu akıntısı, dışkı gibi bazı başka organik salgılarla karışmamış olması yeterlidir. Yalnızca süt çocuklarında ve sidiğini tutamayanlarda güçlükler ortaya çıkabilir. Günümüzde, sidiği toplayan ve kamışa (penis) kolayca takılabilen plastik torbalar vardır.

İnceleme sonuçlarının çoğunluğu, sidiğin litresine göre değil, 24 saat başına belirtilir. Hormon miktarlarının belirlenmesi dışında, gece sidiği (sabah ilk çıkarılan sidik) ve gündüz sidiğinin (gece son sidik) karışımını incelemek yeterlidir.

Herhangi bir miktar ölçümü (dozaj) gerekli olduğunda, 24 saatte çıkarılan sidik hacmi ölçülmeli ve laboratuvara bildirilmelidir.

Bazı durumlarda, incelemeler ve miktar ölçümleri günlük, değişik örneklerde ayrı olarak uygulanır; şeker hastalığında aç karnına ve sindirim sırasında çıkarılan sidikler, ayakta durmaya bağlı (ortostatik) protein işemedeyse (proteinüri), dinlenme ve yorgunluk sonrası sidikleri incelenir. Protein işeme terimi yerine aslında albümin işeme (albüminüri) terimi kullanılmalıdır; çünkü bu terim, incelemede sidikte bulunan normal öğenin biyokimyasal niteliğine daha uygundur.

İnceleme, 24 saatte çıkarılan bütün sidik mik-tarmm saklanmasını gerektirdiğinde, mayalanmayı önlemek amacıyla mutlaka bir mikrop kırıcı ek-iemek gerekir. Bu mikrop kırıcı, laboratuvar tarafından sağlanır; bunun dışında başka hiç bir madde kullanılmamalıdır.

Alman sidik örneği, serin bir yerde saklanmalı ve elden geldiğince çabuk laboratuvara iletilmelidir. Bazı incelemeler, ancak yeni çıkarılmış sidikte yapılırsa değerlidir:

Sözgelimi aseton, çok uçucu olduğundan ağzı iyice kapalı bir şişeden bile çabucak uçabilir; mayalanma sonucu, saatler geçtikçe sidiğin pH’ı değişir; v.b.

Hücre ve bakteri incelemeleri için sidik alma

Hücre incelemesi, özellikle de bakteri incelemesi için, sidik alınırken özen gösterilmelidir. Bu işlem için taze, yani yeni çıkarılmış sidik gerekir.

Erkekte, sidik yolunun dışa açılma deliği mikroptan arındırıldıktan sonra, sidik mikroptan arındırılmış bir örnek alma kabına toplanır. Kadında, sidik yolunun dışa açılma deliğinin dölyolundaki yerleşimi, tam bir mikroptan arındırmayı engeller; bu yüzden mikroptan arındırılmış bir şişeye doğrudan doğruya sidik çıkarma yanlışlara neden olabileceğinden, sidik yolunun dışa açılma deliği yıkandıktan sonra, silikondan ince bir sondayla siliğin sidik torbasından alınması, her zaman için en güvenilir yöntemdir.

Çıkan sidiğin ilk bölümü sidik yolunu yıkar (sidik yolu iltihaplarında bu ilk bölüm incelenir); sidik çıkarımının ikinci bölümü, böbreklerden gelen sidiği yansıtır.

Bakteri incelemesi için alınacak sidik, mikroptan arındırılmış bir şişeye (genellikle laboratuvar tarafından verilir) toplanır.

Normalde sidikte bulunmayan maddelerin araştırılması ve miktarlarının ölçülmesi

Bu maddeler proteinlerdir.

Albümin

Normalde sidikte, alışılmış inceleme yöntemleriyle güçlükle ortaya çıkarılabilen çok az miktarda aibümin vardır.

24 saatte 0,15 gramın üstündeyse, «protein işeme» (sidikte protein bulunması; proteinüri) olduğu söylenir.

Toplanan sidikte sünnet derisi salgılan ve dölyolu salgıları dışında hâlâ protein bulunuyorsa, bu protein işeme (proteinüri), bir hastalık belirtisidir.

Ergenlik çağındaki kişide ve büyük çocukta, ayakta duruşa bağlı hafif bir protein işeme (ortos-tatik proteinüri) gözlenebilir. Bu kişilerin sabah sidiğinde bir gecelik dinlenmeden sonra albümin bulunmaz. Akşam sidiğindeyse, az miktarda albü-mine raslamr. Yaş ilerledikçe, bu olay kendiliğinden yiter (nedeni bilinmemektedir).

Şiddetli bir uğraşıdan, güneş çarpmasından ya da tersine şiddetli üşütmeden sonra, geçici bir protein işeme ortaya çıkabilir. Yüksek ateş de protein işemeye neden olabilir.

Sidikte albümin açığa çıkarılması ve yaklaşık olarak miktarının ölçülmesi, 3 yalın yönteme dayanır.

Isı ve çökeltme yoluyla albümin araştırılması

Uzun süre kullanılan ısı ve çökeltmeyle albümin aranması yöntemi, günümüzde daha az uygulanmakta, ama değerini hâlâ korumaktadır.

Sodyum sülfat ile doymuş sidik süzülür. Asetik asitle birlikte, kaynayıncaya kadar ısıtılır.

Albümin/ ince bir tabaka ya da hafif yığınlar oluşturarak çöker. Bir miktar asetik asit eklendiğinde bu çökelti erimezse, gerçek albümin sözko-nusudur.

Bu yöntem yalnızca, sidikte albümin olup olmadığını söylemeye yarar.

Sidik yoğunluğunu ölçme

Bu yöntem de aynı ilkeye dayanır; ama yeterli açıklıkta bir ölçüm sağlar. Triklorasetik asit varlığında albümin, ısıtılarak pıhtılaştırıhr. Bulanıklığı,, 0,05 gr’dan 1 gr/lt’ye kadar dereceli bir ölçekle karşılaştırılır.

Bu oranın üstündeyse, sidiğin sulandırılması gerekir; bu yüzden de testin kesinliği azalır.

Ayıraç şeritleri

Ayıraç şeritleri, albümin varlığında renk değiştiren bir madde emdirilmiş filtre kağıdından oluşurlar.

Boyanın koyuluğu, protein işemenin önemine bağlıdır. Şeritler, gerçek bir ölçüm sağlamamakla

birlikte, albümin miktarı konusunda yalın bir fikir verirler. Bu miktar, ağırlıkla değil, çarpı işaretleriyle belirtilir.

Bu yöntem, yalın olmakla birlikte, olası yanlış nedenlerini iyi bilen, nitelikli bir kişi tarafından uygulanmalı ve değerlendirilmelidir.

Öteki yöntemler

Kesin ölçümler ve önemli miktarların saptanması daha uzun ve daha duyarlı yöntemler gerektirir. Bence-Jones albümini yalnızca Kahler hastalığında (mültipl miyelom) ve öteki kan globülinleri bozukluğu hastalıklarında bulunur.

Bu madde «ısıda çözünür» diye nitelenir; çünkü 50°-60°C arasında çöker, ama kaynatıldığında yeniden çözünür.

Sidik proteinlerinin elektroforezi, amiloyidoz. kan globülinleri bozukluğu hastalıkları gibi bazı hastalıklara özgü anormal proteinlerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olur.

Sidik glikozu

Eşikli bir madde olan glikoz ya da sidik şekeri, normalde ancak, kan şeker düzeyi litrede % 1,70 mgr’ı aştığında sidikte bulunur. Sidikte bulunması şeker hastalığının belirtisidir.

Daha ender olarak, glikozun sidiğe geçişi bir böbrek borucuklan hastalığından ileri gelebilir. O zaman, normal kan şeker düzeyiyle birlikte bir glikoz işeme (glikozüri) görülür.

Nitritler

Ayıraç şeritleri aracılığıyla sidikte nitritlerin aranması, sidik yolları enfeksiyonlarının büyük bir bölümünün çok çabuk teşhis edilmesini sağlar.

Bu enfeksiyonların sorumlusu olan başlıca mikropların, sidikteki nitratları nitrite çevirme özelliği vardır.

Pozitif bir tepki, aşağı yukarı kesin olarak, sidik yollarında hastalık yapıcı mikroplar bulunduğunu gösterir,

Buna karşılık, negatif bir tepki, sidik yolları enfeksiyonu teşhisini ortadan kaldırmaz. Çünkü özellikle streptokok, gonokok ve verem basili gibi bazı mikroplar, nitrit üretmezler.

Sistin işeme

Sistin işeme ya da sidikte sistin bulunması (sis-tinüri), böbrek borularında ender görülen hastalıkların belirtisidir (Brandt testi).

Sidik pH’ı

Sidik pH’ı, genellikle, sidiğin asitliğine ya da bazlığma göre değişen bir ayıraç şeridiyle belirlenir.

Sidiğin ortalama pH’ı 6,00′dır; 4,5′tan 8′e kadar değişebilir.

Sidiğin asitliğinin izlenmesi, sidik yollarında taşı olan hastalarda önemlidir.

Sidiğin normal öğelerinin miktarlarının ölçülmesi ve değişiklikleri

Sidiğin normal bileş;mi ek bir çizelgede verilmiştir.

Sidik incelemesi, teşhisin temel incelemelerindendir.

Üre

Üre, sidikte en fazla bulunan maddedir. Oranı, beslenmeye göre, 24 saatte 15-30 gramdır. Süreğen böbrek yetmezliğinde, sirozlarda ve büyük beslenme eksikliklerinde, bu miktar düşer.

Ürik asit

Sidik normalde 0,40gr-0,80 gr/litre ürik asit içerir. Bunun miktarındaki değişiklikler, özellikle beslenmeyle ilgili bir hastalık olan damla hastalığına (gut) bağlıdır.

Mineral tuzlar

Sidik sodyumundaki bütün azalmalar, bedenin tuz tutmasına bağlıdır; bu da genellikle ödemlerin kaynağını oluşturur. Nedeni genellikle böbrektir.

Potasyumdaki değişiklikler hemen her zaman sodyumunkiyle terstir.

Kalsiyum ve fosfatların miktarını da,, özellikle kemik hastalıkları ve paratiroyitlerin hastalıkları etkiler.

Kreatinin

Erişkinde, kreatinin değişmez bir oranda sidikle atılır: 24 saatte sidikle çıkarılan miktarı 1-1,5 gr’dır. Sidikte kreatinin miktarının ölçümü, 24 saatte toplanan sidiğin doğru alınıp alınmadığının denetlenmesini sağlar.

Hücre incelemesi

Bu araştırmada, sidik çökeltisi incelenir. Normalde sidik asıltı halinde hücre döküntüleri, çeşitli mineral billurları, birkaç alyuvar ve akyuvar içerir.

Alyuvar işeme

«Kan işeme» de denen alyuvar işeme (hema türi), sidikte olağandışı miktarlarda alyuvar bulunmasıdır. Sidikte hemoglobin bulunması demek olan ve kimyasal yöntemle ortaya çıkarılabilen hemoglobin işemeden (hemoglobinüri) ayırdedilmelidir.

Kan işeme çıplak gözle görülebilir: Sidik az çok değişmez kırmızılıktadır. Bekletilirse, alyuvarların kırmızımsı bir çözelti oluşturarak çöktüğü görülür. Üstteki bölüm hafifçe pembedir: Gözle görülebilen kan işeme (makroskopik hematüri) 3 kadeh deneyinin, kan işemenin başlangıçta ya da sonra olduğunu belirleyerek, kanın geldiği yeri belirleme açısından bir değeri vardır.

Hasta ardarda 3 kadeh içine sidik çıkarır. Yalnızca birinci kadehteki sidiğin kırmızı olduğu durumlarda, kan sidik yolunun son bölümünden gelmiştir. Son kadehteki sidik kırmızıysa, kanama sidik torbasından ya da daha yukardan kaynaklanmaktadır. Çoğunlukla, alyuvar sayısı, sidiği boyamaya yeterli değildir: Gizli kan işeme (Mikroskopik hematüri).

1 Alyuvarlar mikroskopta sayılır.

Bulunan sayı, çoğunlukla milimetrede değil de dakikada olarak belirtilir.

Normal sidikte, dakikada 1000′in altında alyuvar atılır

Akyuvar işeme

Akyuvar işeme (lökositüri), sidikte aşırı miktarda akyuvar bulunmasıdır.

Bu akyuvarlar az çok bozulmuşlardır ve sidik yollarındaki bir iltihap odağından gelir (piyüri ya da irin işeme). İltihabın önemli olduğu durumlarda, sidiğin bulanık görünümünden kuşkulamlabi-lir; ama bu kuşku, mutlaka mikroskop incelemesiyle doğrulanmalıdır.

Normal akyuvar sayısı dakikada 1000′in altındadır.

Addis-Hamburger ya da Dakikada Alyuvar-Akyuvar testi (HLM)

Bu test, 3 saat süresince çıkarılan sidikteki akyuvarları ve alyuvarları aynı anda belirlemeye yarar. Bulunan sayılar bölünerek dakikada olarak gösterilir. Belirgin sidik yolları iltihaplan (irin işeme) ve kan işemelerin çoğunda bu yöntemin yaran yoktur. Ama belirgin olmayan sidik yolları iltihapları ve kan işemelerde (bu duruma sık ras-lanır) ve alyuvar işeme-akyuvar işeme ayrışmalarının değerlendirilmesinde bütün önemini korumaktadır.

Uygulamadaysa yalın olarak sidik çökeltisinden alman bir damla, lam üstüne konarak mikroskopla incelenir. Mikroskopta büyük büyütmeyle görülen her alanda, alyuvar ve akyuvarlar sayılarak belirtilir. Normalde birkaç taneyi geçmezler.

Öteki hücre incelemeleri

Sidik silindirlerinin aranması ve tanınması, günümüzde hemen bütün önemini yitirmiştir. Anormal hücrelerin bulunmasıysa, yalnızca ur ya da asalak öğelerinin ortaya çıkarılmasında değer taşır.

Sidik çökeltisindeki mineral billurlarının incelenmesi, özellikle sidik yollarında taş bulunan hastalarda yarar sağlar. Özellikle ürat, oksalat ve kalsiyum fosfat billurlarına raslanır. Yalnızca sistin billurlarına sidikte normalde raslanmaz.

Bakteri incelemesi

Normal sidikte mikrop ya hiç bulunmaz ya da çok az bulunur (mlt’de 100 000′den az).

Bakteri incelemesi, boyadıktan sonra doğruca mikroskopta incelemeyi, mikropların tanınmasını sağlayan değişik ortamlarda mikrop ekimini ve tedaviye yön vermek amacıyla bir antibiyotik çizelgesi hazırlamayı kapsar. Verem basilinin aranması, özel bir boyama ve mikrop ekim ortamı (Lö-vvenstein besiyeri) gerektirir. Ekim uzun sürer, 2 ay gerekebilir. Ağrıdan yakman hastalarda, kobaya aşılama gereklidir.

Verem basili dışında sık raslanan öteki mikroplar Koli basili, Proteus, Salmonellalar, v.b.’dir.

KANIN İNCELENMESİ

Kanda üre

Kanda üre oranının yükselmesi, genellikle böbrek yetmezliğinin bir kanıtıdır; ama ancak klinik muayenelere ve öteki biyolojik verilere (sidikte ürenin yoğunlaşması, v.b.) bağlı olarak kesin bir anlam taşır. Kanda üre miktarının belirlenmesi, günümüzde başlıca 2 yöntemle gerçekleştirilir. Birincisi enzimlerle ilgilidir; üreaz, üreyi amonyağa çevirir ve bu amonyak ölçülür. İkinci yöntem kimyasaldır: Ürenin, diasetilmonoksinle verdiği sarı rengin fotometreyle ölçülmesi.

Normalde, kan % 15 mgr-40 mgr üre içerir.

Kan proteinleri

Kan serumu proteinleri albümin ile alfa, beta, ve gama globülinlerinden oluşur.

Toplam miktar yaklaşık r’c 7 gr’dır. Nefrotik sendromda bu oran belirgin biçimde düşer.

Kan proteinlerinin elektroforezi, çeşitli böbrek hastalıklarının kendi aralarında ayırdedilmesini sağlar.

Kanda sodyum ve potasyum

Böbrek yetmezliğinde, sodyum oranında düşüş (hiponatremi) ve potasyum oranında yükselme (hiperkalemi) gözlenir.

İŞLEVSEL DENEYLER

İşlevsel deneyler, işlevsel bozukluğun derecesini değerlendirmeye katkıda bulunur.

About the Author

admin

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>

Reklam İçin İletişim Adresi: ismail.001@hotmail.com Telefon: 0542 219 21 99