Tetanos Hastalığı
Tetanos : 1884′te nikolayev tarafından tanımlanan tetanos basili toprakta ve tozlarda çok yaygındır. Bazı topraklar özellikle tetanos mikrobu barındırırlar Tetanos anatoksininin ve serum tedavisinin bulunmasında yine Roux ve Ramon’un çalışmalarından yararlanılmıştır.
Toprakla, gübreyle, at ve inek dışkılarıyla kirlenen yaralar, savaş yaraları, tetanos mikrobunun vücuda girmesi için en uygun giriş yollarıdır. Sistemli tetanos aşısı uygulamalarına karşın, zamanımızda hâlâ çok sayıda tetanos olayı görülmektedir.
Tetanosda genellikle iş ya da trafik kazalarında meydana gelen yaraların kötüleşmesiyle ilgili bir durumun söz konusu olduğu sanılır. Ancak tetanosun daha çok yaşlı kişileri etkilediğini göz önünde bulundurmak gerekir. Yaşlı kişilerde tetanosa yakalanma eğilimi artar.
Ayrıca orta yaşlara ulaşıp kaza olasılıkları dışına çıkıldıktan sonra, koruyucu aşıya gereken önem verilmeyebilir. Böylece, bahçeleriyle uğraşan birçok yaşlı kimse tetanosa karşı bütün bağışıklıklarını yitirmiş ve hastalığa yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olurlar.
Yaranın durumu pek bir şey açıklamaz. Görünüşü değişir; şiddetli ve gelip geçici ağrılar yapar. Asıl tetanos belirtisi yaralanmadan ortalama 6-12 gün sonra ortaya çıkan çene kilitlenmesidir.
Bu durumda, çene kaslarında ağzın açılmasını engelleyen ve ense kaslarıyla belkemiği kaslarına kadar yayılan ağrılı bir kasılma söz konusudur. Kasılmalar kısa bir süre sonra en küçük bir gürültü, ışık, v.b. uyarıyla başlayan şiddetli krizler halini alarak süreklilik kazanırlar.
Hastanın genel durumu çok bozuktur. Ateş 40 derecenin üstüne çıkar. Hasta, solunum kaslarının kasılmasıyla boğularak yavaş yavaş ölmese bile, bir kriz sırasında birdenbire ölebilir.
Reanimasyon alanındaki ilerlemelere karşın, tetanos hâlâ kötü sonuçlara yolaçabilmektedir. Günümüzde, hastalığı geçirmiş olan kişilerde, kas büzülmelerine ve tetanos sonrası felçlere geçmişte görüldüğünden çok daha az rastlandığını da belirtmek gerekir.













Leave a Reply