Ülser, Mide Yarası
Ülser (Yara)
Ülser (yara), mide ve onikiparmakbağırsağında en sık görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın oluşumunu kolaylaştıran çeşitli etmenler vardır. Bunlardan en önemlileri mide asidi ve pepsin salgısının artması, salgılara organın direncinin azalması ve kötü beslenme alışkanlıklarıdır. Ayrıca, düzensiz yaşama, ruhsal ve sinirsel gerginlikler, birtakım ilâçlar ve bireysel başka etmenler de hastalığın oluşumunu kolaylaştırır.
Günlük yaşantıda karşılaşılan güçlükler, üzüntü, kaygı, korku, yıpratıcı çalışma ve düzensizlik gibi olumsuz etkiler yavaş yavaş sinir sistemini baskı altına alır. Sonuçta hormonal denge bozulur, midede asit salgısı, bazen de pepsin artar. Fazla asit salgısına karşı koruyucu salgı (musin) yeterince etkili olamaz. Bu olumsuz etkenlerin etkileşimi sonucu organ aşınmaya başlar ve ülser (yara) oluşur.
Hastada açken mide ağrısı artar. Bazen, ağrı hastayı gece uykudan uyandıracak derecede şiddetli olur. Süreğen (kronik) ülserde, günün belirli saatlerinde, belirli mevsimlerde ağrı artabilir, hastalık alevlenebilir. Bazı olgularda, bulantı, kusma, kanama görülebilir. Kanama geçiren hastanın kusmuğu ya da dışkısı koyu renkli olur. Hastalık doktor kontrolünde tedavi edilir. Diyet, hastanın durumuna göre düzenlenir.
Ülserli hastaların beslenmesinde uyulması gereken ana ilkeler şunlardır:
1. Mide asidini artırmayacak, asidi nötürleştirecek, salgıyı uyamayacak” besinler seçilir.
2. Diyette; yarayı zedeleyecek, sindirimi zor, posası çok, gaz yapıcı, çok soğuk ve çok sıcak besinler bulundurulmaz.
3. Mide uzun süre boş bırakılmaz. Düzgün aralıklarla sık ve az yenir.
4. Aşırı kısıtlı diyetten, kaçınılır. Dokunan besinler yenmez. Hastanın yakınmasına yol açan yiyecekleri diyetten çıkarılır.
Ülserde uygulanan diyetin özelliği hastanın durumuna göre değişir. Hastanın durumu ağırsa hastanede tedavi edilir ve mideyi rahatlatıcı, asit etkisini azaltıcı diyet uygulanır. Ülserli hastaların ağır döneminde en çok yararlanılan besin süttür.
Hastalığın şiddetli döneminde, hastaya saat başı ılık süt verilir. Çok soğuk ya da çok sıcak süt vermek sakıncalıdır. Süt, aşırı asit salgısının etkisini azaltır ve rahatlatır. Yalnız süte dayalı diyet birkaç gün gibi kısa süreli uygulanır. Bu besinle hastanın enerji, C vitamini ve demir gibi besin öğelerine ihtiyacı karşılanamaz. Mide asidini nötürleştiren ilâçlar (antiasitler) da kullanılır.
Durumu iyileşmeye başlayan hastaya, süte ek olarak; pelte, komposto, pişmiş meyve ve sebze ezmeleri, mahallebi, sütlaç, rafadan ya da katı pişmiş yumurta, ezme çorba gibi yiyecekler de verilir. Diyete, hasta iyileştikçe haşlama yöntemiyle iyice pişirilmiş etler, pişmiş sebze yemekleri, meyve ve sebze suları, peynir gibi yiyecekler de eklenir.
Beslenme; hastanın yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayacak, yarayı incitmeyecek, iyileşmeyi hızlandıracak, salgıyı uyarmayacak şekilde düzenlenir. Günlük besinler 6-7 öğüne bölüştürülerek verilir. Durumu düzelen hastanın diyeti normale yaklaştırılır. Yumuşak diyet uygulanır.
Ağır durum geçtikten sonra yaranın iyileşmesi için belli bir süre gerekir. Bu sürede ve hastalık tedavi edildikten sonra da beslenmede iyileşmeyi hızlandırıcı, yeniden başlamasını engelleyici bir yol izlenir. Mide rahatsızlıklarına yol açan kötü beslenme alışkanlıklarından kaçınılır.
Normal hayatını sürdürebilecek durumdaki ülserli hastaların beslenmesinde aşın kısıtlamaya gitmenin yararı olmadığı anlaşılmıştır. Hastalığın şiddetli olduğu dönem dışında; uyulması zor katı kurallar koymanın, yemeyi işkenceye dönüştürmenin, aynı yiyecekleri aynı şekilde yemeye zorlamanın yaran bir yana .zararı da olmaktadır. Diyet, bu nedenle, yukarıda dört maddede belirtilen ana. ilkeler doğrultusunda olmak şartı ile tekdüzelikten kaçınılarak düzenlenmelidir.
Bazı besinlerin mide salgısını azaltıcı, artırıcı, asit salgısının etkisini azaltıcı, birtakım besinlerinse gaz yapıcı etkileri olduğu gösterilmiştir. Yalnız, bu etkilerin de bireysel ayrıcalık gösterdiği bulunmuştur. Bir hastaya dokunan bir yiyecek ya da baharat başka bir hastaya dokunmamakta; bazılarına ise aynı yiyecekler bazen dokunmakta bazen rahatsız etmemektedir.
Bunun için hastanın kendisine hangi yiyecekler dokunuyorsa onları yememesi en uygun yoldur. Ancak, hastanın kendi beslenmesi konusunda eğitilmesi; zararlı olduğu bilinen alışkanlıklardan kaçınması; yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uyması; hem tedavi hem de korunmada önem taşır.
Ülserli hastaların beslenmesinde aşağıda belirtilenlere uyulması gerekir;
1. Hasta aç bırakılmaz. Boş kalan mide kasılarak ağrı yapabilir. Ana öğünler arasinda ve yatarken sütle bisküvi ya da bir parça ekmek yemelidir. Açken asit salgısı artarak ağrı yapabilir. O durumda asidi nötürleştirici ilâç (antiasit> alınabilir. Su içmek bile asitliği azaltır. Öğünlerde aşın miktarda yenmez. Düzenli aralıklarla beslenilir.
2. Yemek, acele etmeden, çok iyi çiğnenerek yenir. Yara üzerine ve kan» damarlarına olumsuz etki gösterebileceği için, çok sıcak ve çok soğuk yiyecekler ve içeceklerden kaçınılır.
3. Yemek sırasında fazla sıvı alınmaz, çok su içilmez. Yemekler çok sulu ya da çok koyu değil yumuşak olarak hazırlanır. Öğün aralarında gerektiği miktarda su ve sıvı alınabilir. Ara öğünlerde, pelte, mahallebi gibi yiyecekler de yenebilir. Bu tür yiyecekler midede bir süre kaldığından asidin «tkisini azaltır» Yağın da asit salgısını bastına, mide hareketini azaltıcı bir rolü vardır.
4. Etsuyu, acı biber,karabiber, kolalı içecekler, kakao, çikolata, kahve,, demli çay, alkol, sigara ve benzerleri mideyi uyararak salgıyı artırdığmdan hastaya verilmesi sakıncalıdır. Baharatların asit salgısına etkisi bireysel ayırım gösterir. Bu nedenle, bazı baharatlar az olarak denenebilir. Demi az çay içilebilir^ Acı, ekşi, turşu, sirke, salamura, sucuk, pastırma, yağda kızartma, soğan gibi yiyecekler verilmez.
5. Aşın posalı, hiç posasız ve mideyi incitici sert besinler verilmez. Orta dereceli posalı ve yumuşak diyet uygulanır. Sert meyveler kabuğu soyulup pişirilerek, domates gibi sebzeler kabuğu ve çekirdeği alınarak, sebzeler pişirilip yumuşatılarak yenir. Uygun meyveler kabuğu, çekirdekleri ve sert kısımları alınıp çiğ olarak iyice çiğnenerek yenebilir.
Yeterli miktarda et ve yumurta bulunmadığı zaman kuru baklagillerden yararlanılır. Dokunmaması için, kuru baklagil haşlanır, kabukları ayrılır ve iyice pişirildikten sonra yenir.
6. Doktorun verdiği ilâçlardan başka ilâç alınmaz. Gece ağrı oluyorsa asidi nötürleştirecek ilâç (antiasit) alınır. Karbonat (sodyum bikarbonat) kullanmak sakıncalıdır. Bunun bir süre rahatlatıcı etkisi olabilir, sonra ters etki gösterdiğinden zararlıdır.













Merhabalar: ben de mide rahatsızıyım doktorum sütün önceleri kullanıldığı ancak son zamanlarda sütün midedeki yara üzerinde bir tabaka oluşturduğu daha sonra da bu tabakanın ayrışması sırasında yarada daha büyük bir tahribat açtığı görüldüğünden kullanılmaması gerektiğini söyledi.
bunula ilgili bilgi ulaştırısanız sevinirim iyi çalışmalar diler şimdiden teşekkürlerimi bildiririm.
bn de ole hastayım gercektende ole sut rahatsızlık mı verıyor bn denıodum ama bısey olmadı bide ekşı yıyecekler coq ahatsızluı yapıyor allah hepinize saglık versin iyi günler bunu koyandan allah razı olsun