« Yaşlılık | Main | Doktor Hasta İlişkisi Nasıl Olmalıdır »
Yaşlılığın Getirdiği Değişiklikler
By admin | Ağustos 29, 2008
Bu gerileme sürecinin en açık belirtileri boyda, vücut oranlarında ve özellikle yüz ve baş değişikliklerinde görülür. 40 yaşından sonra boy yavaş yavaş kısalır. 80 yaşındaki bir yaşlı, bacak ve omurga kıkırdaklarının bozulması ve ayak kemerlerinin çökmesi nedeniyle boyundan ortalama 6 cm. yitirmiştir. Bunun sonucu olarak yaşlı kişilerin kolları nispeten daha uzun bir görünüm kazanır ve böylece çocuk tipi morfolojiye doğru bir dönüş görülür. Omuzlar 50 yaşına kadar yavaş yavaş genişler. Daha sonra bu genişleme durur. Küçülen omuzlar sarkar ve öne doğru çıkık bir görünüm alır. Yine 50 yaşına kadar, leğen bölgesi de genişlemeğe devam eder. 30 yaşından sonra artık değişmemesi gereken ağırlık genellikle 50 yaşına kadar artar, on yıl kadar aynı kalır, 60 yaşmdan sonra azalmaya başlar. Şişman kişilerin erken yaşta öldüklerini de burada hatırlatmakta yarar vardır. Göğüs kafesinin genişliği 50 yaşından sonra küçülür. Aynı zamanda, bu yaştan itibaren baş da değişiklikler geçirir ve boyutları küçülür. Yüzün yüksekliği özellikle alt bölümünde alt çenenin aşın ması, dişlerin yıpranması ve dökülmesi sonucu giderek küçülür. Burun 55 yaşına kadar yavaş yavaş uzar, alt bölümü ise bütün yaşam boyunca genişler. Bu nedenle nispeten iri bir görünüm kazanır; ama tepesi çökmüştür. Çene tabanıyla dik çıkıntısı arasındaki açı genişlediği ve dişler döküldükten sonra yerleri çöktüğü için, alt çene çıkık ve kıvrık bir biçim alır. Ağaran saçlar kalınlaşır ve sertleşir. Yeni saç üremesi durur ve dazlaklık belirgin bir durum alır. Bu arada sakal da seyrekleşir, gözlerin rengi açılır, iris çevresinde gri-mavi yaşlılık halkası belirir. Son olarak da, deri solar, kurur, yüzü kırışıklar kaplar. Biyokimyasal değişmelere gelince, su, klor, sodyum ve kalsiyum oranlarının arttığını, buna karşılık potasyumun, magnezyumun ve doku fosforunun azaldığını akıldan çıkarmamak gerekir. Lenfoid organların (dalak, bademcikler, lenf düğümleri) öbür organlardan daha çabuk ve daha erken küçüldüğü görülür, Bu organların vücudu mikroplara karşı korumada oynadıkları rol göz önüne alınırsa, bunun önemi anlaşılır.
Bu nedenle, yaraların iyileşme ve kapanma hızında bir yavaşlama görülür. Ayarlayıcı mekanizmalar yavaş yavaş etkinliklerini yitirirler; bir saldırıya ya da anormal bir duruma karşı gösterilen tepkide bu yüzden değişmeler meydana gelir. Böylece yaşlı kişi soğuğa genç bir insandan daha zor alışır. Son olarak, kalıtımın uzun yaşama üzerindeki etkisini de belirtmek gerekir. Ana baba ne kadar uzun bir ömür ömür yaşamışsa, çocukları da o kadar uzun yaşama şansına sahiptir..
Kalp damar hastalıkları kaygı verici bir durum alır. Gerçekten de, yaşlılıkla birlikte, az önce belirtildiği gibi, kalp kasının etkinliğinde bir azalma ve damarlarda önemli bir değişme görülür. Kolesterol birikimiyle atardamarların sertleşmesi bunun bir sonucudur. Böylece, kalp pompası görevini iyi yapamaz ve atardamarlara yeterince kan gönderemez; ayrıca damarların daralmış olması da geçen kan miktarını sınırlar. Bu durumda, çeşitli organlara taşınan oksijen miktarı azalır. Bu olaylar, ana atardamar genişlemelerini ve kopmalarını, kalp atardamarlarının bozulmasını, ivegeri anjin dö puatrinin ve kalp kası enfarktüsünün ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Bacaklarda, yürümeyi güçleştiren ve kangrene yolaçabilen ağrılı bfr atardamar yangısı görülebilir. Kalp kasının yetersizliği solunum güçlüğüne yolaçar. Bu güçlük genellikle bir çaba harcadıktan sonra, daha ağır durumlarda ise dinlenme sırasında bile ortaya çıkabilir. Anormal bir karaciğer büyümesi ile bacak ödemleri yine kalp kası yetersizliğinin bir sonucu olabilir. Ana olaylar özellikle beyindeki kan dolaşımı üzerinde tehlike yaratır. Damar sertleşmesi, beyinde de kendini gösterince, önce beyin etkinliği giderek azalır, sonra sinirsel ve ruhsal değişiklikler meydana gelir. Hareket bozuklukları önemsiz ve normal” bir yaşamı engellemeyecek düzeyde olursa da, Zihinsel işlevler önemli ölçüde geriler. Zekânın etkinlik alanı daralır; sabit fikirlere eğilim başgösterir, ilgi ve bellek yitirilir, üzüntü ve öfke bunalımlarıyla birlikte karakter bozuklukları belirir. Ruhsa lhareketsel çalkantılar ortaya çıkar, hatta bazen kişide acı verme duygusu bile uyanabilir.
Biyokimyasal ortam da bozulur; su ve madensel tuz dengesizliği genellikle yaşlılarda görülen çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur: ödem ya da tersine susuzluk zatürre gibi bir hastalığın yolaçtığ! karışıklıklardır. Susuzluğun en özel belirtileri susama ve d;l kuruluğudur. Solunum aygıtı da tehlikelere açıktır.
Süreğen bronşit, belki de, yaşlılarda en sık görülen hastalıktır. Süreğen bronşit kaçınılmaz bir biçimde kalp ve solunum yetersizliğine yolaçar. Akciğer anfizemi de çok yaygındır ve oldukça tehlikelidir. Verem ise yaşlı kişileri daha kolay etkiler; vücutları genel olarak yıprandığından, yaşlılar vereme karşı direnç gösteremezler. Veremin vücuda yerleşmesinde kalsiyum eksilmesi önemli rol oynar. Bu hastalığın belirtileri (öksürük, tükürük) sinsi ve görünüşte zararsızdır; ama hastalık giderek gelişir ve yalnız yaşlılara değil,çocuklara ve yeni yetişkinlere de bulaşacak düzeye erişir.
Yaşlılarda görülen ivegen akciğer hastalıkları, antibiyotiklerin yaygın kullanılmasıyla, etkilerini biraz olsun yitirmişlerdir, ama yine de kaygı verici niteliklerini sürdürmektedirler. Çünkü hastalığın saldırdığı yaşlı vücut mikropların kolayca etkinlik göstermesine uygun bir ortamdır. Astmaya gelince, bu hastalık sanıldığından sık görülür; ancak astma genellikle elli yaşından sonra ortaya çıkar.
Sindirim aygıtıyla ilgili bozukluklarda, elli yaşından sonra, her anormal belirti hemen bir kanser olasılığını akla getirmelidir. Kanserin söz konusu olup olmadığını ortaya çıkarmak için gerekli inceleme yapılmalıdır. Sindirim aygıtının öbür hastalıkları arasında, karaciğer sirozu ve bağırsak tıkanmalarını hatırlamak gerekir. Ayrıca belirsiz karın ağrıları karşısında, bir apandisitin söz konusu olup olmadığını düşünmek gerekir;
Kemikler ve eklemler yaşlılıktan özellikle etkilenirler. En sık görülen dokusal bozukluk, kemiğin protein kalıbında bir açıklıkla kendini gösteren osteoporozdur. Bu durumda kemiğe kalsiyum iyi bağlanamaz ve kemiksi madde son derece kırılgan bit hale gelir. Bu nedenle, yaşlılarda kemik kırılması çok önemlidir, özellikle uyluk kemiği boyunda, kırılmaya çok rastlanır.
Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..!
Alt Kategoriler: Hareket bozuklukları, Yaşlılarda görülen hastalıklar, yaşlılığın belirtileri, yaşlılığın sebepleri
Üst Kategoriler Hastalıklar Ve Tedavisi |

